AKP Engellileri İhraç Ederek Vicdanları Kanatıyor

AKP Engellileri İhraç Ederek Vicdanları Kanatıyor
15 Temmuz denetimli darbe girişiminden sonra yüzbinlerce kamu çalışanı ihraç edildi. İhraç edilenler arasında çok sayıda engelli kamu çalışanı da bulunuyor.

AKP hükümeti muhalif olduğunu düşündüğü herkesi kamudan uzaklaştırıyor. FETÖ Terör Örgütü ile ilişkisi olmayan Engelli kamu çalışanları da muhalif kimliklerinden dolayı kamudan ihraç ediliyor.
İhraç edilenlere, 679 sayılı KHK ile ihraç edilen, “Türkiye Sakatlar Derneği” Ankara Şube Başkanı Mithat Tokur‘da eklendi. KESK’e bağlı BES (Büro emekçileri Sendikası) üyesi olan Tokur, Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı Türkiye İş Kurumu'nda görev yapıyordu.

İhraç edilenler arasında yer alan; BES üyesi, görme engelli Avukat Arzu Şenyurt Akdağ Sosyal Güvenlik Kurumunda çalışıyordu. SES üyesi, Veli Saçılık ise Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nde çalışıyordu.

Demokratik sosyal hukuk devleti, engellilerin meslek edinmesi ve başkalarına muhtaç olmadan onurlu bir şekilde yaşamaları için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.

Engelliler Kanunu’nda her şey engelliler lehine düzenlenmişken, AKP hükümeti keyfi uygulamalarla bu vatandaşlarımızı kamudan ihraç ederek mağdur etmiştir.

Buradan Sayın Başbakan Binali Yıldırım’a sesleniyoruz;
Engelli kamu çalışanlarını kirli politikalarınıza alet etmeyin. İhraç ederek mağdur ettiğiniz engellileri işlerine iade ederek daha fazla vicdanları kanatmayın.

Engelli kamu çalışanları yalnız değildir!
Biz her zaman, her koşulda ve her yerde tüm mağdurların olduğu gibi, mağdur edilen engelli kamu çalışanlarının da yanındayız. Mağdurlar göreve iade edilene kadar tüm süreçlerin takipçisi olacağız.

Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi

Bilim Yuvasına Asma Kilit Vurulamaz

Bilim Yuvasına Asma Kilit Vurulamaz
15 Temmuz denetimli darbe girişimi başarısız oldu. Ancak, FETÖ Terör Örgütü’nün açtığı yoldan emin adımlarla ilerleyen AKP, kendi darbesini gerçekleştirmeye devam ediyor. Yüzbinlerce kamu çalışanını açığa alıp ihraç eden AKP muhalif akademisyenleri de görevden uzaklaştırdı.

Son olarak OHAL kapsamında çıkartılan 679 no’lu KHK ile 600’ün üzerinde akademisyen ihraç edildi. Bunlardan 39’u barış bildirisine imza atan muhalif akademisyen.

İhraç edilen muhalif akademisyenlerin 9’u ise Türkiye’nin en gözde bilim kurumlarından biri olan Ege Üniversitesi’nde görev yapıyordu. İhraçların Resmi Gazetede yayınlanmasından sonra, Ege Üniversitesi Rektörü ihraç edilen akademisyenlerin odalarına “alarmlı asma kilit” taktırarak, bilime ve “Bilim İnsanlığı”na yakışmayan yüz kızartıcı bir uygulamaya imza attı.

FETÖ Terör Örgü ile uzaktan yakından ilişkisi olmayan, muhalif bilim insanlarının odalarına “alarmlı asma kilit” taktıracak kadar acizleşen bir anlayış bilimsel bir kurumu yönetemez. Değil “Rektör, “Yandaşlık”tan öteye geçemez.

Bizler; odalarına “alarmlı asma kilit” takılıp, kitaplarını ve özel eşyalarını almalarına dahi izin verilmeyen “Bilim İnsanları”; Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, Prof. Dr. Nilgün Toker, Prof. Dr. Zerrin Kurtoğlu, Prof. Dr. Melek Göregenli, Doç. Dr. Hediye Aslı Davas, Yrd. Doç. Dr. Lülüfer Körükmez, Yrd. Doç. Dr. Hanifi Kurt, Yrd. Doç. Dr. Ali Serdar Tekin, Araştırma Görevlisi Cansu Akbaş Demirel’in yanındayız.

Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi


İhraçlar da emekli ediliyor

İhraçlar da emekli ediliyor
15 Temmuz darbe girişiminden sonra ihraç edilen kamu çalışanlarının kazanılmış haklarıyla birlikte tüm sosyal hakları da ellerinden alındı.

Çalışırken emeklilik hakkını kazanıp, emekli olmayarak çalışmaya devam eden kamu çalışanlarından ihraç edilenler de aynı uygulamaya maruz kaldı. Kazanılmış emeklilik haklarını talep etmelerine rağmen emeklilik işlemleri yapılmadı.

Ancak, son yapılan bir uygulama emsal niteliği taşımaktadır. Emeklilik hakkını kazanmış, emekli olmayarak çalışmaya devam etmiş ve 15 Temmuz sonrası ihraç edilen 2 askeri personelin emeklilik işlemleri yapılarak kazanılmış hakları iade edilmiştir. Tutuklu ve ihraç olan askeri personelin talebi doğrultusunda, emekli ikramiyesi ödenerek, emeklilik maaşı rütbesi de dikkate alınarak en yüksek dereceden bağlanmıştır.

Yapılan uygulamanın, talep edilmesi halinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarında da başlatılarak mağduriyetlerin giderilmesi gerekmektedir.

Partimize bu konuda müracaat eden çok sayıda mağdur ve yakını da sağlık hizmetlerinden yararlanamadıklarını, hiç bir gelirleri olmadığı için açlıkla karşı karşıya kaldıklarını ifade ederek yardım talebinde bulunmuştu.

Tutuklu ve ihraç edilenlerin yakınları ve çocuklarına, “ağaç kabuğu yesinler” diyerek açlığa mahkum eden anlayışı buradan bir kez daha kınıyor, tüm yetkililere sesleniyoruz…

İnsanları açlıkla ve yoksullukla terbiye etmekten vazgeçin!





Milli Eğitim Bakanı Sayın İsmet Yılmaz; Sözünüzü Tutun Öğretmenleri Öğrencilerine Kavuşturun

Milli Eğitim Bakanı Sayın İsmet Yılmaz; Sözünüzü Tutun Öğretmenleri Öğrencilerine Kavuşturun

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz OHAL kapsamında çıkartılan KHK’lerle 30 bine yakın öğretmenin ihraç edildiğini açıkladı.  17 bin öğretmen açığa alınırken, cemaatle ilişkili olduğu iddia edilen okullarda çalışan 28 bin öğretmenin de lisansı iptal edildi. İşsiz kalan öğretmen sayısı yaklaşık olarak 75 bine ulaştı.

Onbinlerce öğretmen işsiz kalırken mağduriyetler de katlanarak arttı.   1,5 milyonu aşkın öğrenci öğretmensiz kaldı. Sadece eğitim alanında aileleriyle birlikte milyonlarca insan mağdur oldu.

Darbe karşıtı, laik ve bilimsel eğitimi savunan Eğitim Sen, Eğitim-İş ve diğer sendika üyeleri ile çok sayıda sendikasız öğretmen de OHAL kapsamında çıkartılan KHK ile açığa alınıp ihraç edildi.

29 Aralık 2015 tarihinde sendikanın aldığı kararla bir günlük iş bırakma eylemine katılan Eğitim Sen üyesi 9 bin 843 öğretmen terörist ilan edilip, açığa alındı.  

Mağduriyetin giderilmesi için başta, “CHP Darbe Girişimi Sürecini İzleme Komisyonu” üyelerimiz olmak üzere çok sayıda Milletvekilimiz, Milli Eğitim Bakanı, Bakan Yardımcısı ve diğer yetkililerle defalarca görüştü.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz; sendikal eylem nedeniyle hukuka aykırı bir şekilde açığa alınan öğretmenlerin mağdur edilmeyeceği sözünü verdi.

“Soruşturmalar tamamlandı en kısa sürede göreve iade edilecekler” denmesinin üzerinden 45 gün geçti, ama göreve iadeler gerçekleşmedi.

Buradan Milli Eğitim Bakanı Sayın İsmet Yılmaz’a sesleniyoruz!

Açığa alınan binlerce öğretmen verdiğiniz sözü yerine getirmenizi büyük bir umut ve heyecanla bekliyor.

Geciken adalet adalet değildir. Mağduriyetler her geçen gün artmaktadır. 80 gündür göreve dönmeyi bekleyen öğretmenlerin ve yollarını gözleyen öğrencilerinin umutlarını boşa çıkartmayın.

Öğretmenleri açlıkla terbiye etmeye kalkmayın. Onlar umudunu kaybetmeden haklı mücadelelerine devam edecekler.

12 Martlar, 12 Eylüller öğretmenlerin örgütlü gücünü kıramadı.
Sonunda hep biz kazandık.
Yine biz kazanacağız.
Bir “Anka Kuşu” misali küllerimizden yeniden doğacağız.

Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi

OHAL’de Gençlik Direnmelidir / Yıldırım Kaya

CHP Parti Meclisi Üyesi Yıldırım Kaya'nın 16 Kasım 2016 tarihinde CHP Bakırköy İlçe Gençlik Kolları’nın düzenlediği “OHAL’de EĞİTİM” konulu panel konuşmasından bir bölüm

OHAL’de Gençlik Direnmelidir

AKP’nin gerici uygulamaları küçümsememeliyiz.
Yaklaşan tehlikenin farkına varmalıyız…
Ciddiye almalıyız!
Direnme hakkımızı kullanmalıyız!
Çünkü yarın çok geç olabilir!

Biz direnmeyi; emperyalistler tarafından paylaşılan bir imparatorluktan “Laik Türkiye Cumhuriyeti”ni kuran, “Geldikleri gibi giderler” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ten öğrendik.  

Biz direnmeyi; idam sehpasında dahi, “Yaşasın tam bağımsız Türkiye” diye haykıran Denizlerden öğrendik. 

Biz direnmeyi; “Erleri geri çekin, rütbeliler gelsin” diyen Mahirlerden devraldık. 

Bizlerde; Mustafa Kemal Atatürk kadar vatansever, umutlu, kararlı, disiplinli ve mücadeleci olmalıyız. 

Bizlerde; Deniz Gezmiş kadar halkların kardeşliğine inanmalıyız. Bunu sadece sloganlarda değil yüreğimizde hissetmeliyiz. Bunun için emek vermeliyiz, mücadele etmeliyiz. Hepimiz birer barış güvercini olmalıyız. 

Mahirler gibi, Denizler gibi birbirimize yoldaş olmalıyız. 

Yakın geçmişimizde  “Gezi Direnişi” örneğimiz var!
Dipdiri önümüzde duruyor.
Bize yol gösteriyor.
Direnme gücü veriyor.
Korkmuyoruz diye haykırıyor.

CHP Parti Meclisimiz de geçen hafta toplanarak, darbeye ve sivil diktaya karşı demokratik direnme hakkımızı kullanma kararlılığımızı ortaya koydu.

Kararlılığımıza dostlarımız sevindi!

Gerisini Cumhuriyet düşmanları düşünsün…! 


Yıldırım Kaya

CHP Parti Meclisi Üyesi

Huma Bebek Annesnden Ayrılmasın CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet TÜM ve CHP PM Üyesi Yıldırım KAYA’nın Ortak Basın Toplantısı

Huma Bebek Annesinden Ayrılmasın
CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet TÜM ve CHP PM Üyesi Yıldırım KAYA’nın Ortak  Basın Toplantısı

Değerli Basın Mensupları;
Sizleri saygı ve sevgi ile selamlıyoruz
Bu gün bir ailenin içinde  bulunduğu acı durumu sizinle paylaşmak için  karşınızda bulunuyoruz. 

Filipinli Karen LİM ile Burdurlu Barış Deyirmenci, 2006 yılında  bir  Amerika seyahat gemisinde çalışırken tanışıyorlar.

Bir birlerine aşık olan bu iki genç, 2008 yılında Türkiye’ye dönüyor ve 2010 yılında evleniyorlar.  HUMA  adında 1 yaşında  bir kız çocukları var. Barış, tüm eğitimlerini devlet okullarında yapmış son olarak Hacettepe Üniversitesi İngiliz dilini bitirmiştir. 

Halen Ankara Üniversitesinde Yüksek Lisans yapmaktadır. Kendisi UNİSEF, çocuklara yardım fonunda danışman olarak çalışmaktadır. Karen, Filipinlerde 1611 yılında kurulmuş, Santo Tomas Üniversitesi mezunudur. İkisi de herhangi cemaat veya FETÖ okullarında hiç okumamıştır. Karen 2008 yılından itibaren farklı okullarda İngilizce öğretmeni olarak çalışmıştır. Son olarak ekonomik nedenlerden dolayı, 25.10.2014  tarihinde Turgut Özal Üniversitesinde İngilizce okutmanı olarak çalışmaya başlamıştır.

Bildiğiniz gibi, 667 Sayılı Kanun Hükmünde  kararname   ile Turgut Özal Üniversitesi kapatıldı. 

İşsiz kalan Karen, YÖK’ten aldığı çalışma iznini, oturma iznine çevirmek için, Eylül ayında   Ankara Göç idaresine başvuruyor.  Göç idaresi,  7 Kasım 2016 gününe randevu veriyor. Aynı gün göç idaresine gerekli evrakları teslim etmek için gittiğinde, hakkında  “kamu güvenliğini tehlikeye sokmak” tan sınır dışı kararı olduğunu söylüyorlar. Ankara Kavaklıdere polis merkezine yönlendirilen Karen, burada ifadesini veriyor.  Ancak  sınır dışı işlemi uygulanmak üzere 6 gün karakolda tutuluyor. Uçak bileti alınarak 13 Kasım’da gönderileceği söyleniyor. 

Bizlerde bu Konudan CHP PM Üyesi arkadaşımız Yıldırım Kaya’nın haber vermesiyle 13 Kasım’da haberdar olduk ve Sayın Kaya ile birlikte  Kavaklıdere polis merkezine gittik.  Yapılan girişimlerimiz neticesinde Sınır dışı işlemi uygulanmadı. Ancak Ankara Mustafa Kemal  Devlet hastanesine götürülmek üzere polis aracına bindirilen Karen LİM, 
Ailesine haber verilmeden;  1 yaşındaki bebeğini görmeden   İzmit’e toplama merkezine götürülmüştür. 13 aylık bebek karakolda bırakılmıştır. OHAL mantığının ve hukukunun bizi getirdiği yer işte ne yazık bu dramatik durumdur. Öncelikle Karen ne ile suçlandığını bilmemektedir. Çünkü hakkında herhangi bir adli veya idari soruşturma, inceleme yapılmamıştır. Eğer  Karen LİM ile ilgili bir suç unsuru var ise, adı ve açık adresi devlet kayıtlarında mevcuttur. 

Neden soruşturulmamıştır. Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ile evli olan ve bir Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşının da annesi olan Karen LİM hangi kamu güvenliğini tehlikeye sokmuştur? Bunu kendisi de, ailesi de bilmek istiyor. Bizler her gün hukuk devleti, yok ediliyor, ülkede OHAL hukuku altında faşizm uygulanıyor dediğimizde,  iktidar sözcüleri çok kızıyorlar. 

Peki şimdi buradan huzurunuzda iktidara soruyorum.  Bir bebeği annesinden ayırmak, hangi insanlıkla hangi vicdanla bağdaşır?

Bizler, elbette ki hiç kimse yargılanmasın, soruşturulmasın  demiyoruz.  Her şey hukuk içersin de olsun diyoruz.

Şimdi bir kez daha  soruyorum,  Karen Lim  hangi hukuki gerekçelerle toplama kampına götürülmüştür.  1 yaşında henüz süt emen bir yavruyu hangi hukuk annesinden ayırabilir. Bunun gerekçesi ne olabilir? İnsani ve vicdani değerler bu kadar ayaklar altına alınamaz. 8 yıldır Türkiye’de bulunan  ve artık bizden birisi olan, Karen Lim  bir an önce kızı HUMA’nın yanına geri dönmelidir. FETÖ ile mücadele etmenin yolu, 1 yaşındaki HUMA’yı annesinden ayırmak olmamalıdır. Bayan Lim ile ilgili ne varsa elbette ki devlet soruşturmalıdır. Ama bunun yolu bu şekilde olmamalıdır. Karen Lim  Ankara’da kızının yanına getirilerek  bu soruşturma yürütülebilir. Ayrıca 15 Temmuzun üzerinden 4 ay geçti. 

Eğer bu  Karen LİM veya ailesinin şüpheli bir durumu olsaydı, bu güne kadar çoktan yurt dışına çıkarlardı. 

Tam aksine, oturma iznini uzatarak, burada kalmak, burada yaşamak istiyorlar. Bunun hiç bir anlamı yok mudur? Bakınız bizler mağdurlar  yaratılıyor dediğimizde işte buna benzer ailelerden söz ediyoruz. 

Şimdi bu yavruyu görüyorsunuz. Bunun FETÖ ile ne ilgisi olabilir.
Ama bu çocuğu  annesinden ayırarak cezalandırıyorlar. Hükumet bundan bir an önce vaz geçmelidir.

Buradan  Sayın Başbakana sesleniyorum.  Huma bebeği annesine kavuşturun. Bunun günahını omuzlarınızda taşımayınız. Karen LİM sınır dışı edilerek, Türkiye’nin hiçbir sorunu çözülmeyecektir. Ama sınır dışı ederseniz Türkiye’ye  yeni bir sorun  daha ekleyeceksiniz.  Karen LİM’i bir an önce bulunduğu kamptan, çocuğunun yanında gönderiniz. 

Bu ailenin dramının bitmesi için sizlerden destek bekliyoruz. Bu insanı konuda   bu desteği vereceğinize yürekten inanıyoruz.

Katılımınız için teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.


Huma’nın Ailesini Parçalamayın

Huma’nın Ailesini Parçalamayın!

Gerçekten de at izi it izine karışmış! 13 aylık Türk vatandaşı Huma Filipinli annesiyle birlikte sınırdışı ediliyor.

Karen Lim, 13 aylık Huma’nın annesi. Sınırdışı ediliyor. 13 Kasım 2016, Pazar akşamı Ankara Esenboğa Havaalanı’ndan İstanbul Atatürk Havaalanı’na gönderilerek TK0084 Manila, Filipinler uçağıyla sınırdışı edilecek.

Filipinler vatandaşı olan Karen Lim 2008 yılında Türkiye’ye geldi. 2010’da Türk vatandaşı Barış Deyirmenci ile evlendi. 2 Eylül 2015 yılında ise kızları Huma dünyaya geldi.

Karen Lim çalışma izni alarak 25.10.2014 tarihinde Turgut Özal Üniversitesinde okutman olarak çalışmaya başladı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra çalıştığı üniversite OHAL kapsamında çıkartılan 667 sayılı KHK ile 23.07.2016 tarihinde kapatıldı.

Karen Lim, çalıştığı üniversite kapatıldıktan sonra YÖK’ten aldığı çalışma izninin oturma iznine çevrilmesi için Ankara İl Göç İdaresi’ne başvurdu. 7 Kasım 2016 tarihinde başvuru evraklarını teslim etmek için gittiği Ankara İl Göç İdaresi’nde hakkında “Sınır Dışı Etme Kararı” bulunduğu söylenerek “İdari Gözetim” altına alınmak üzere Kavaklıdere Polis Merkezi’ne gönderildi.

Karen Lim bir haftadır 13 aylık kızı Huma ile birlikte polis merkezinde kalıyor. 13 Kasım 2016, Pazar akşamı Ankara Esenboğa Havaalanı’ndan İstanbul Atatürk Havaalanı’na gönderilerek TK0084 Manila, Filipinler uçağıyla sınırdışı edilecek.

Yurda giriş yasağı da bulunan Karen Lim, sınırdışı edilirse Türk vatandaşı bebeği Huma’yı da beraberinde Filipinler’e götürecek.

Mağdur yoktur diyen AKP yetkililerine sesleniyoruz!
13 aylık Huma mağdur değil mi?
Bu yanlıştan dönün!
Huma’nın annesine oturma izni verin.
Huma’yı babasından ayırmayın…
Huma’nın ailesini parçalamayın!

AKP’li analara da sesleniyoruz!
Duyarsız kalmayın, “Zalimin zulmüne sessiz kalan dilsiz şeytandır”
Unutmayın!

12 Kasım 2016
Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi

Diktatörlüğe Geçit Yok

Diktatörlüğe Geçit Yok!
AKP kendi darbesini gerçekleştiriyor. Çözümsüzlüğü çözüm olarak göstermeye çalışıyor. Böl, parçala, yönet politikası uyguluyor. Toplumu parçalara bölüyor. Muhalefeti yok etmek istiyor. “Ben olmazsam devlet yıkılır” diyen anlayış ülkeyi adım adım uçuruma sürüklüyor.

Halk iradesinden sadece kendilerini seçenleri anlayan, düşünce özgürlüğünü sadece kendi düşündüklerini açıklama özgürlüğü sanan, insan haklarından sadece kendi haklarını algılayan bir anlayış tarafından yönetiliyoruz.

Yıl 4 Mart 1994 polis TBMM’e girip DEP Milletvekillerini zor kullanarak gözaltına aldı. DEP kapatıldı, Milletvekilleri 15’er yıl hapis cezasına mahkum edildi.

Yıl 4 Kasım 2016 polis HDP Milletvekillerinin kapılarını kırarak gözaltına aldı. Milletvekilleri tutuklanarak cezaevine koyuldu.

Bugün yaşananlar gösteriyor ki, Türkiye’nin kanayan yarası Kürt sorununda bir arpa boyu yol gidilememiş. 15 yıllık AKP iktidarında sorun kangrenleşmiş. Geçen yıllarda değişen hiçbir şey olmamış.
Halkın iradesini dilinden düşürmeyen iktidar, HDP’li 6 milyon seçmenin iradesini yok sayıp gece yarısı operasyonuyla seçilmişlerin kapıları kırıp gözaltına alıyor.

Sizi seçenleri milli irade, ötekini seçeni terörist ilan ederek barışı getiremezsin. Bir gece yarısı kapıları kırarak seçilmişleri gözaltına alıp, tutuklayarak barışı getiremezsin. Denenmiş ve başarısız olunmuş yöntemleri tekrarlayarak barışı getiremezsin.

Kendi egosunu tatmin etmek için akıl almaz senaryoların yazarı bir adam, onun yanında türlü çıkar grupları ve yandaşlar. Amaç sorunları çözmek değil kangrenleşen sorunlardan kendilerine bir iktidar çıkarmak.

Özgürlükçü demokrasilerde yönetenlerin yetkileri sınırsız değildir.
Darbeci anlayış, demokrasiyi 4-5 yılda bir oy kullanma özgürlüğü olarak algılıyor. Çoğunluğun oyu ile başkan olup diktatörlüğünü ilan etmek istiyor. Demokrasi çoğunluğun seçtiklerinin istediğini sınırsızca yapma özgürlüğü değildir. Tek adamın sınırsız yetkiyle donatılması hiç değildir.

Türkiye de ciddi bir demokrasi sorunu vardır. Tek parti ve tek adan diktatörlüğü kurulmaya çalışılıyor. Demokrasiyi tüm kurumlarıyla birlikte bir bütün olarak düşünmek zorundayız. Çoğunluk demokrasinin önemli bir ilkesi olsa da denetimsiz ve başına buyruk değildir.

Diktatörlüğe karşı gücümüzü birleştirmeli, halk iktidarı için birlikte mücadele etmeliyiz.

Adına ister “Başkanlık” desinler, ister “ileri demokrasi” diktatörlüğe geçit yok.

Parlamenter çoğulcu demokrasi hedefimizden asla taviz vermeyeceğiz.

05.11.2016
Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi

“Cumhuriyet” ve özgürlüklerin sesi olacağız

“Cumhuriyet” ve özgürlüklerin sesi olacağız
AKP, FETÖ’cülerin askeri darbe girişiminden kendisine sivil darbe fırsatı çıkardı. Sarayın hizbe köşelerinde hazırlanan karanlık planlar uygulamaya sokuldu. OHAL ilan eden AKP, toplumun muhalif kesimlerine karşı topyekün savaş açtı.

Muhalif olan herkesi susturmak istiyorlar   
İçişleri bakanı Süleyman Soylu’nun bireysel silahlanmayı teşvik edeceklerine yönelik açıklamasından sonra CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’a silahlı saldırı düzenlendi.
Cumhuriyetin ve demokrasinin yılmaz savunucusu, Cumhuriyet Gazetesi’ni susturmak için bu sabah karanlık güçler yine iş başındaydı.  Sayısız defa gazete binaları basılan, yazarları katledilen, tutuklanan gazete yeni bir saldırıya maruz kaldı.

Onlarca gazete, dergi ve televizyonu kapatıp, muhalif gazetecileri tutuklayan anlayış Cumhuriyet Gazetesini de susturmak istiyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı; Cumhuriyet Gazetesi ve Cumhuriyet Vakfı yöneticileri hakkında, hem  “FETÖ/PDY” hem de “PKK/KCK” terör örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemekten soruşturma başlattığını açıkladı.

Diyarbakır Belediyesi Eşbaşkanları Gülten Kışanak ve Fırat Anlı tutuklanarak halkın iradesine müdahale edildi.  

OHAL kapsamında Onbinlerce kamu çalışanı sorgusuz sualsiz ihraç edildi. Son çıkan 675 sayılı KHK ile 10 bin 131 kamu çalışanı daha ihraç listesine eklendi.

Darbeyle, darbecilikle uzaktan yakından ilişkisi olmayan, sendika üyesi, barış yanlısı, laik ve demokratik eğitimin savunucusu 2 bin 219 eğitim emekçisi daha ihraç edildi.   Sendikal mücadelenin gücünü kırmak, örgütlülüğü dağıtmak için önce birlerce öğretme açığa alındı. Kamuoyuna haklarında inceleme yapıldığı izlenimi verildi. Önceden hazırlanan ihraç listelerindeki sendikal mücadelenin öncüsü öğretmenler ve şube başkanları ihraç edildi.  

AKP 15 yılda Cumhuriyetin temellerinin yeterince zayıflattığını düşünerek son darbeyi vurmak istiyor.

Ama çok yanılıyor!
Haksızlığa, zulme, yargısız infazlara karşı direnmek haktır.  
Biz Cumhuriyetin sesi olacağız. Cumhuriyet Gazetesi’ni susturmayacağız.
Biz halkın vicdanı olacağız, halkın iradesini savunacağız, seçilmişlerin yanında olacağız.
                                                                                                                                  31.10.2016
Yıldırım Kaya
         Parti Meclisi Üyesi


Cumhuriyeti Devrimciler Yaşatacak

Cumhuriyeti Devrimciler Yaşatacak!
1 Kasım 1922 yılında babadan oğula geçen Saltanat kaldırıldı. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyet emperyalizme karşı kazanılan bağımsızlık savaşının taçlandırılmış, vücuda bürünmüş halidir.

23 Nisan 1920’de demokrasinin ilk temelleri atılmış, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü o gün Mustafa Kemal Atatürk tarafından söylenmiştir.

AKP, bu gün yeni keşfetmiş gibi dillendirip, meydanlarda ışıklı panolara yazıyor. Ancak 2015 yılında tek başına iktidar olma şansını kaybedip, birkaç ay sonra halka yeni bir seçimi dayatan anlayışın bunu anlaması mümkün değildir.
Cumhuriyet halkın gerçek iradesidir
Cumhuriyet, tek adamların, başkanların, şahların, kralların, sultanların yönettiği ya da yönetmeye çalıştığı bir düzen değildir. Halkın özgür iradesiyle kendi temsilcilerini seçtiği, seçilme hakkını kullandığı sistemin adıdır Cumhuriyet.

Laik Demokratik Cumhuriyeti kuran parti, “Cumhuriyet Halk Partisi” demokrasinin yerleşmesi için de çok partili dönemin temellerini atmıştır. 1950 seçimlerinde iktidarı “Demokrat Parti ”ye bırakarak büyük bir demokrasi dersi vermiştir. 

Cumhuriyetin hedefi çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmaktır. Yasama, yürütme ve yargının bağımsız olduğu temeller üzerine kurulmuştur. Antidemokratik müdahaleleri kabul etmez. Halkın iradesiyle gelenler, yine halkın iradesiyle giderler.

Ama mutlaka giderler!

Cumhuriyet kadın haklarıdır
Cumhuriyet değerleri kadınları özgürleştirmiştir.  Cumhuriyet kadına eşit yurttaş olma, birey olma hakkını kazandırmıştır.

Seçme ve seçilme hakkı kadınların en önemli kazanımlarındandır.

·         3 Nisan 1930 yıllında kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkı verildi.
·         26 Ekim 1933 yılında ise kadınlara muhtar olma, ihtiyar meclisine seçilme hakkı verildi. 
·         5 Aralık 1934 yılında ise milletvekili seçme ve seçilme hakkı Anayasal bir hak olarak düzenlendi.
Cumhuriyet kadınları 1930-1935 yıllarında seçme seçilme hakkı kazanmışken; Fransa’da 1944, İtalya’da 1945, Japonya’da 1945, İsrail’de 1948, demokrasinin beşiği Yunanistan’da 1949 yılında bu haklara sahip olabildi.

İsviçre'de kadınlar seçme ve seçilme haklarını 7 Şubat 1971'de kazanabildi. Iraklı kadınlar 1980,  Katar 2003,  Kuveyt 2005,  Birleşik Arap Emirlikleri 2006 yılında bu haklara kavuşabildi.

Suudi Arabistan’da, 25 Eylül 2011 yılında seçme ve seçilme hakkı verilen kadınlar, 2015 yılında bu haklarını kullanabildi.

Suudi Arabistan’da hala kadınların insan olup olmadıkları tartışılıyor. Daha yeni, 2016 yılının Şubat ayında, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da  “Kadın insan mıdır” konulu bir seminer düzenlendi.  Konferansın bilimsel (!) sonucunu bilmiyoruz ama kadınların insanlığından şüphe duyanların evrim sürecinin daha başında olduklarını söyleyebiliriz.
Ama biz Cumhuriyet erkekleri ünlü ozanımız Neşet Ertaş’ın dediği gibi, “kadınlar insandır, erkekler insanoğlu” diyoruz.
Cumhuriyet çağdaş eğitim demek
1 Kasım 1928 yılında gerçekleşen harf devrimiyle eğitimde eşitlik sağlandı. Erkeklerde %7 (Yüzdeyedi), kadınlarda %04 (Bindedört) olan okuryazar oranı hızla artarak 1935 yılında %20’lere ulaştı.
Çağdaş, laik, demokratik, bilimsel eğitim Cumhuriyetin en önemli kazanımlarındandır.
Cumhuriyet devrimlerine saldıranlar harf devrimiyle halkın bir gecede cahil bırakıldığını iddia etse de, okuma yazma bilmeyenlerin bir sabah uyandığında cahil kalması söz konusu değildir.  

Cumhuriyet devrim demek
Mustafa Kemal Atatürk, “Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağımıza uygun ve bütün anlam ve biçimiyle uygar bir toplum haline ulaştırmaktır. Devrimlerimizin temel ilkesi budur. Bu gerçeği kabul edemeyen düşünüş biçimlerini darmadağın etmek zorunludur.” diyerek Cumhuriyet devrimlerinin hedefini çok net ortaya koymuştur.

Atatürk çağdaş uygarlığa ulaşabilmenin yolunu devrimlerin devamlılığında görmüştür. Hep yeniye, hep ileriye, hep bilime vurgu yapmıştır.
Cumhuriyeti Devrimciler Yaşatacak!
28.10.2016
        Yıldırım Kaya

CHP Parti Meclisi Üyesi

Darbelerin Değişmez Mağduru Öğretmenlerimiz “Gününüz Kutlu Olsun”

Darbelerin Değişmez Mağduru Öğretmenlerimiz “Gününüz Kutlu Olsun”
Türkiye öğretmenlerinin tarihi, darbelerle mücadele tarihi gibidir. Öğretmenlerimiz, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü, mücadele, eylem, gözaltı, açığa alınma ve ihraçlarla karşılıyor. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra silindir gibi ezilen öğretmenler yine de mücadeleyi bırakmıyor.

Öğretmenlerimiz her darbe döneminde en fazla mağdur olan meslek grubunda yer aldı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra da kural değişmedi. Kamuda çalışan binlerce öğretmen açığa alınıp ihraç edilirken, kapatılan okullarda çalışan öğretmenlerin de çalışma lisansları iptal edildi.

Darbe girişiminden sonra 28 bin öğretmen ihraç edilirken, 45 bin öğretmen de açığa alındı. Özel sektörde çalışan öğretmenleri de eklediğimizde 50 binin üzerinde öğretmen işsiz kaldı. Açığa alınan öğretmenler de işsiz kalma endişesi içinde bekliyor.

OHAL’den faydalanan hükümet kamuda güvencesiz çalışmayı yerleştirmeye çalışıyor. Diğer yandan da kadrolaşmayı hedefliyor. İhraç edilen öğretmenlerin yerine sözleşmeli öğretmenler alınıyor. Yapılan sözlü mülakatlarla yandaşlar kamuya yerleştiriliyor.

KPSS’den yüksek puan alan muhalifler mülakatta düşük puan verilerek elenirken, düşük puan alan yandaşlara yüksek puan verilerek atamaları yapılıyor.

OHAL kapsamında darbeyle uzaktan yakından ilişkisi olmayan darbe karşıtı, laik, bilimsel eğitim diyen, barışın savunucusu binlerce öğretmen de açığa alındı.

Mağduriyetlerin giderilmesi için görüştüğümüz Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz; darbe karşıtı, barışın savunucusu öğretmenlerin mağdur edilmeyeceği sözünü verdi. Açığa alınan binlerce öğretmen verilen bu sözün yerine getirilmesini umutla bekliyor.

12 Eylül 1980 darbesi çağdaş eğitime büyük bir darbe vurdu. Bilimsel eğitimin içini boşaltarak geleceğimizi kararttı. Öğretmenleri tutuklayarak ağır işkencelerden geçirdi. TÖB-DER’i kapatarak örgütlenmeyi yasakladı.

Ama devrimci, demokrat, laik, bilimsel eğitimi savunan öğretmenlerimiz mücadeleden asla vazgeçmedi. Kenan Evrenin faşist cuntasına hiçbir zaman boyun eğmedi.

Şimdi de eğmeyecek!

Ne FETÖ Terör Örgütü’ne, ne de Saray darbesine!

12 Eylül kalıntılarına asla geçit vermeyeceğiz!

Tüm mücadele duygularımla, darbelerin değişmez mağduru tüm öğretmenlerimizin “Dünya Öğretmenler Günü”nü kutluyorum.

05.10.2016
Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi

Mülakatla Öğretmen Atamak Emek Hırsızlığıdır

Mülakatla Öğretmen Atamak Emek Hırsızlığıdır
OHAL’den de destek alan AKP hükümeti öğretmenleri mülakatla atamaya başladı. Adı her ne kadar mülakat olsa da özünde sınavdan düşük puan alan yandaşlara yapılan bir torpildir.

Bir başkasının kazandığı hakkı iktidar gücünü kullanarak elinden alıp, hak etmeyene veren karanlık bir dönemden geçiyoruz. Haktan, adaletten bahsedenlerin mülakat aldatmacasıyla yaptığı emek hırsızlığına hep birlikte tanıklık ediyoruz.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz konuya ilişkin yaptığı açıklamada, mülakatın ehliyet ve liyakati sağlamak için yapıldığını söylüyor. Yılmaz, “Bu kimse anlayabiliyor mu, anladığını öğrencilere anlatabiliyor mu, hitabet gücü var mı? İkna kabiliyeti var mı? Liderlik yeteneği var mı?” diye soruyor.

Biz de Sayın Milli Eğitim Bakanımıza soruyoruz;
Mülakatı yapanların yeterliliği var mı?
KPSS’den 85-90 puan alanları eleyip, 60 puan alanları atayanların vicdanları var mı?
Adayların siyası düşüncelerini sorgulayan komisyon üyelerinin adalet anlayışları var mı?
Öğretmenlerin inançlarını sorgulayan komisyon üyelerinin hakkaniyet duyguları gelişmiş mi?
“Ne yemek yapıyorsun” diye soru hazırlayanların psikolojik durumları normal mi?

Sayın Bakan siz önce, KPSS’den 85-90 alan bir öğretmenin puanının mülakat sonucu 40’a 45’e nasıl düşürüldüğünü açıklayın.

Milli Eğitim Bakanlığı sözleşmeli öğretmen alımı için yaptığı mülakat sınavında öğretmenlere akıl almaz sorular soruyor. Yıllardır atamadığı aç bıraktığı öğretmenlere, “Ne yemek yapıyorsun” diye anlamsız sorular yöneltiyor.

14 yıllık iktidarı döneminde çözemediği, kangren haline getirdiği sorunların çözümünü öğretmenlerden istiyor. “Doğuya gitsen barışı nasıl sağlarsın” sorusuyla karşılaşan öğretmenler, siyasi bir tartışmanın içine çekilmek isteniyor.

En akıl almaz sorulardan biri de, “Reis deyince aklınıza kim geliyor” sorusu. Bu soruya öğretmenlerimizin nasıl cevap verdiğini bilmiyoruz ama “Reis” denince bizim aklımıza tekne kaptanı geliyor. Hem de küçük bir tekne kaptanı. Büyük ve devasa gemileri diplomasız küçük tekne kapatanlarına teslim ederseniz er ya da geç batırır. Bu nedenle Büyük gemileri küçük tekne kaptanlarına teslim etmemek gerek.

Gezi travmasından kurtulamayanlar, “Gezi’de ne hissettin?” diye sormayı da ihmal etmemişler.

Gezinin asi çocuklarından korkmayın!
Çünkü aydınlık geleceği onlar kuracak!

Unutmayın!
Bileziğini satarak çocuğunu okutan annenin iki eli yakanızda olacaktır.
Bugün değil ama yarın vicdanlarınız sizi rahat bırakmayacak!

Milli Eğitim Bakanı Sayın İsmet Yılmaz’a sesleniyoruz; insanların vicdanlarında kabul görmeyen mülakat sınavını iptal edin. Herkese aldığı puanlarla tercih yapma hakkı verin, adalet yerini bulsun.

Biz halkımıza söz veriyoruz!
CHP iktidarında hiçbir öğretmen işsiz, hiçbir çocuk öğretmensiz ve eğitimsiz kalmayacak. 

02.10.2016
Yıldırım Kaya
CHP Parti Meclisi Üyesi