Aydın Menderes Öldü Aydın Menderes Vefat etti Aydın Menderes Hayatını Kaybetti


Aydın Menderes yaşamını yitirdi
Eski başbakanlardan Adnan Menderes'in oğlu Aydın Menderes, bağışıklık sistemindeki sorunlar nedeniyle tedavi altında olduğu hastanede yaşamını yitirdi. Menderes için yarın Hacıbayram Camiinde öğlen namazına mütakiben cenaze namazı kılınacak. Menderes, pazar günü Fatih Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından defnedilecek.

İstanbul / Ankara- Eski Başbakanlardan Adnan Menderes'in oğlu Aydın Menderes yaşamını yitirdi. Aydın Menderes, Ankara Atatürk Eğitim Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde tedavi görüyordu. Menderes, daha önce geçirdiği trafik kazası sonucu hayati tehlikeyi atlatmış ancak kol ve bacakları felç olmuştu.

Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Murat Bozkurt, Aydın Menderes'in saat 20.30'da yoğun bakım ünitesinde vefat ettiğini bildirdi. Bozkurt, Menderes'in 34 gün önce diğer bir hastaneden akciğer enfeksiyonu ön tanısıyla Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine kabul edildiğini belirtti. Yapılan ilk tetkik ve değerlendirme sonucunda, derin ven trombozu, pulmoner tromboemboli, pnömoni ve buna bağlı solunum yetmezliği tanıları konan Menderes'in takip ve tedavi altına alındığını belirten Bozkurt, şunları kaydetti:

''Solunum kaslarında yetmezlik nedeniyle solunum cihazına bağlanmış ve daha sonraki takiplerinde gelişen çoklu organ yetmezliği ve bunlara ilaveten septik şok tablosuyla Sayın Aydın Menderes, 23 Aralık 2011 tarihinde saat 20.30'da yoğun bakım ünitesinde vefat etmiştir.''

İki ayrı cenaze namazı kılınacak

Menderes için iki ayrı cenaze namazı kılınacak. Yarın Hacıbayram Camii'nde öğle namazına mütakip kılınacak cenaze namazının ardından Menderes'in naaşı İstanbul'a götürülecek. Menderes, pazar günü Fatih Camii'nde öğlen namazına mütakiben kılınacak cenaze namazının ardından Topkapı'daki anıt mezara defnedilecek.

İstanbul'da kılınacak cenaze namazına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılacağı bildirildi.

Siyasilerden ilk tepkiler

Meclis Başkanı Cemil Çiçek: Çileli bir ailenin, uzun yıllar çile çekmiş evladıydı. Gerçekten ismi gibi aydın ve aydınlık fikirlerin sahibiydi. Milletimizin, sevenlerinin ve ailesinin başısağolsun.

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel: Çok değerli bir siyaset adamıydı. Allah rahmet eylesin. Bir sağduyu insanıydı. Çok temiz bir insandı. Siyasette yakındık, kardeşim gibiydi. Başından sonuna kadar aziz dostumun hatıralarıyla doluyum.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç: Parlamentoda çok iyi bir beraberliğimiz oldu, insan olarak çok onurlu bir insandı. Çok iyi tahlilleri vardı. Rahmetli Erbakan'da kendisine saygı sevgi duyardı. Felçli haline rağmen ülke meselelerine uzak kalmayan bir insandı. Siyasette iz bıraktı, Allah'tan rahmet diliyorum.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Çileli bir yaşam sürdürdü. Saygıdeğer eşine gerçekten hepimiz minnet borçluyuz, bir dakika olsun bile eşini yalnız bırakmadı, o çileli yaşamı beraber yaşadılar. Rahmetli Menderes'in bir diğer özelliği geniş bir entelektüel birikime sahip olmasıydı. O açıdan Türk siyaset dünyası önemli bir kayıpla karşı karşıya, kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin: Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile hastaneye gidiyoruz. Türkiye'nin başı sağolsun.

DSP Genel Başkanı Masum Türker: Sayın Menderes, siyaset dünyamızın dürüst, saygın ve önemli kişiliklerinden birisi olarak daima önemle anılacaktır. Menderes'e rahmet, ailesine ve sevenlerine de başsağlığı ve sabır diliyorum.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker: Allah rahmet eylesin. Çok önemli bir ismi taşıyordu. Siyasete büyük katkılar yapan, tavırlarıyla her zaman önemli bir insan oldu.

Aydın Menderes kimdir?

Ögrenimini Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde tamamlayan Menderes, siyasete 1970 yılında Aydın'da Demokrat Parti'nin İl Başkanı olarak girdi. 1977 yılında Adalet Partisi Konya Milletvekili ve 1978 yılında aynı partinin Genel İdare Kurulu Üyesi oldu. 12 Eylül sonrasında 10 yıl siyasetten yasaklılar kapsamında yer aldı. 1993 yılında kurucusu olduğu Büyük Değişim Partisi Genel Başkanlığı'na seçildi. 1994 yılında bu partinin birleşmesiyle Demokrat Parti Genel Başkanı oldu. 1995 yılında Refah Partisi'nden İstanbul Milletvekili oldu. 1996 yılında aynı partinin Genel Başkan Yardımcılığı'na getirildi. 1999 yılında Fazilet Partisi'nde İstanbul Milletvekili oldu. Aynı yıl Fazilet Partisi'nden istifa etti. 3 Kasım 2002 tarihinde DYP'den Aydın Milletvekili adayı oldu. Fakat, DYP 3 Kasım 2002 seçimlerinde barajı aşamayınca seçilemedi ve siyaseti bıraktı. Cumhuriyet Haber Portalı / Ajanslar

TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin TRT Şeş’te Program Yapan Rojin'e Aşüfte Kadın Dedi


TRT Genel Müdürü'nden inanılmaz sözler
TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, iki yıl önce TRT Şeş’te program yapan Rojin için “aşüfte kadın” dedi.

Ankara’da önceki akşam gazeteciler ve akademisyenlerle biraraya gelen TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, iki yıl önce TRT Şeş’te program yapan Rojin için “aşüfte kadın” deyince Taraf yazarı Orhan Miroğlu salonu terk etti.

Önceki akşam Ankara’da düzenlenen bir toplantıda gazeteciler ve akademisyenlerle biraraya gelen TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’in sanatçı Rojin ile ilgili sözleri tartışmaya yarattı.

Taraf gazetesinin haberine göre, gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından periyodik olarak düzenlenen Başkent Toplantıları’nın önceki akşam Ankara Swiss Hotel’deki son toplantısının konuğu TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’di. Basına kapalı olarak düzenlenen toplantıya aralarında Taraf Yazarı Orhan Miroğlu akademisyen Yasin Aktay, Erol Göka’nın da olduğu gazeteciler, akademisyenler ve sanatçılar katıldı.

AŞÜFTE KADIN
Toplantının soru cevap kısmında söz alan Taraf yazarı Orhan Miroğlu, Şahin'e TRT Şeş ile ilgili bir soru sordu. Şahin bu soruya cevap verirken “Burada kadın yok değil mi” diyerek sözü iki yıl önce TRT Şeş'te program yapan Kürt sanatçı Rojin'e getirdi. Şahin'in Rojin için kullandığı “Aşüfte kadın” sözleri salonun buz kesmesine neden oldu.

Rojin ve ardından da BDP milletvekillerine yönelik bu hakaretamiz sözlere itiraz eden, Miroğlu'na “Benim üslubum” böyle diyerek kendini savunan Şahin'in geri adım atmaması üzerine Orhan Miroğlu toplantıyı terk etti. Toplantıya katılan diğer isimler de diyalogları doğrularken, Rojin de, TRT Genel Müdürü hakkında dava açacağını söyledi.

Rojin, 2009'da bir süre TRT Şeş'te sabah programı yapmış, büyük ilgi uyandıran program nedeniyle PKK çevrelerinden tehditler almış, ihanetle suçlanmıştı

Kaynak: Gazeteport.com

Kanuni Sultan Süleyman’ın Fransa Kralı Fransuva’ya Mektubu

Kanuni Sultan Süleyman’ın Kral Fransuva’ya Fermanı
Ben ki,
Sultanlar sultanı, hakanlar hakanı hükümdarlara taç veren Allah’ın yeryüzündeki gölgesi, Akdeniz’in ve Karadeniz’in ve Rumeli’nin ve Anadolu’nun ve Karaman’ın ve Rum’un ve Dulkadir Vilayeti’nin ve Diyarbakır’ın ve Diyarbakır'ın ve Azerbaycan’ın Acem’in ve Şam’ın ve Halep’in ve Mısır’ın ve Mekke’nin ve Medine’nin ve Kudüs’ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen’in ve daha nice memleketlerin ki, yüce atalarımızın ezici kuvvetleriyle fethettikleri ve benim dâhi ateş saçan zafer kılıcımla fetheylediğim nice diyarın sultanı ve padişahı Sultan Bayezıd Hân'ın torunu, Sultan Selim Hân'ın oğlu, Sultan Süleyman Hân’ım.
Sen ki,
Françe vilayetinin kralı Françesko (François, Fransuva)’sun.
Sultanların sığınma yeri olan kapıma, adamın Frankipan ile mektup gönderip, memleketinizin düşman istilâsına uğradığını, hâlen hapiste olduğunuzu bildirip, kurtulmanız hususunda bu taraftan yardım ve medet istida etmişsiniz (istemişsiniz). Her ne ki demiş iseniz benim yüksek katıma arz olunup, teferruatıyla öğrendim.

Padişahların mağlup olması ve hapsolması tuhaf değildir. Gönlünüzü hoş tutup, hatırınızı incitmeyiniz. Bizim ulu ecdadımız, daima düşmanı kovmak ve memleketler fethetmek için seferden geri kalmamıştır. Biz dahi onların yolundan yürüyüp, her zaman memleketler ve kuvvetli kaleler fetheyleyip gece, gündüz atımız eğerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmıştır. Allah hayırlar müyesser eyleyip meşiyyet ve iradatı neye müteallik olmuş ise vücuda gele. (Allah hayırlar versin ve iradesi neyse o olsun.) Bunun dışındaki vaziyet ve haberleri adamınızdan sorup öğrenesiniz. Böyle bilesiniz.

2012 Büyük İkramiye Kime Çıktı 2012 Büyük İkramiye Kimlere Çıktı


2012 Büyük İkramiye Kime Çıktı  
40 milyon lira 4336149 numaralı biletlere çıktı. Isparta - İzmir - Adana - İstanbul

ÖSYM'ye Başvuru 3-13 Ocak 2012 Tarihlerinde Yapılacak



ÖSYM'ye  Başvuru 3-13 Ocak 2012 Tarihlerinde Yapılabilecek
ÖSYM başvuru tarihleri  değiştirildi. ÖSYM'ye  başvurular 3-13 Ocak 2012 tarihleri arasında yapılacak.

BASIN DUYURUSU
(22 Aralık 2011)

2012 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) : Başvurular

2012 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemine (ÖSYS) başvuru işlemleri, 3-13 Ocak 2012 tarihleri arasında yapılacaktır.

Adaylar, 2012-ÖSYS Kılavuzu ile Aday Başvuru Formuna ÖSYM'nin http://www.osym.gov.trİnternet adresinden ulaşabilirler. Kılavuz dağıtımı ve satışı yapılmayacaktır. Adaylar isterlerse başvuru merkezlerine gönderilen örnek kılavuzları da, başvuru süresi içinde başvuru merkezlerinde inceleyebileceklerdir.

Ortaöğretim Kurumu (Okulu) Müdürlükleri ve ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticilikleri ÖSYS’de başvuru merkezi olarak görev yapacaklardır.

Henüz mezun olmamış, son sınıf düzeyindeki adaylar başvurularını okullarının bağlı olduğu başvuru merkezine yapacaklardır. (*)

Mezun durumdaki adaylardan 2010 ve 2011-ÖSYS’nin her ikisine de başvurmamış olanlar ile 2010 veya 2011-ÖSYS’ye başvurmuş olanlardan öğrenim bilgilerinde değişiklik olanlar başvurularını istedikleri başvuru merkezine yapabileceklerdir.

Mezun durumdaki adaylardan 2010 veya 2011 ÖSYS’den birine başvuru merkezi aracılığıyla başvurmuş olan ve öğrenim bilgilerinde değişiklik olmayanlar başvurularını; isterlerse bireysel olarak İnternet aracılığıyla, isterlerse diledikleri bir başvuru merkezine başvurarak yapabileceklerdir.


2012-ÖSYS’ye (Sınavsız Geçiş dâhil) ilişkin başvurma, başvurma koşulları, sınav, değerlendirme ve yerleştirme ile ilgili kurallar ve işlemler 2012-ÖSYS Kılavuzunda yer almaktadır. 2012-ÖSYS’ye başvurmak isteyen adayların bu Kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekmektedir.

                                                                                                  Adaylara ve kamuoyuna duyurulur.
                                                                                                         ÖSYM BAŞKANLIĞI

(*) Van ilimizde yaşanan deprem nedeniyle bu ilimizde yer alan okullarda öğrenim gören, ancak deprem nedeniyle öğretime devam edilemediği için diğer ortaöğretim kurumlarına nakledilerek burada öğrenimine devam eden ve 2012-ÖSYS’ye başvurmak isteyen son sınıf öğrencileri, öğrenime devam ettikleri ortaöğretim kurumunda başvurularını yapacaklardır. Öğrenime devam ettikleri okul Başvuru Merkezi değilse Okul Müdürlükleri tarafından diğer öğrenciler gibi en yakın Başvuru Merkezine yönlendirileceklerdir. Bu konuda Okul Müdürlükleri adaylara her türlü kolaylığı göstereceklerdir.

ÖSYM Başvuru Tarihleri 3-13 Ocak 2012 Olarak Değişti

ÖSYM Başvuru Tarihleri 3-13 Ocak 2012 Olarak Değişti
ÖSYM başvuru tarihleri  belli oldu, başvurular 3-13 Ocak 2012 tarihleri arasında yapılacak.

BASIN DUYURUSU
(22 Aralık 2011)

2012 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) : Başvurular

2012 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemine (ÖSYS) başvuru işlemleri, 3-13 Ocak 2012 tarihleri arasında yapılacaktır.

Adaylar, 2012-ÖSYS Kılavuzu ile Aday Başvuru Formuna ÖSYM'nin http://www.osym.gov.trİnternet adresinden ulaşabilirler. Kılavuz dağıtımı ve satışı yapılmayacaktır. Adaylar isterlerse başvuru merkezlerine gönderilen örnek kılavuzları da, başvuru süresi içinde başvuru merkezlerinde inceleyebileceklerdir.

Ortaöğretim Kurumu (Okulu) Müdürlükleri ve ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticilikleri ÖSYS’de başvuru merkezi olarak görev yapacaklardır.

Henüz mezun olmamış, son sınıf düzeyindeki adaylar başvurularını okullarının bağlı olduğu başvuru merkezine yapacaklardır. (*)

Mezun durumdaki adaylardan 2010 ve 2011-ÖSYS’nin her ikisine de başvurmamış olanlar ile 2010 veya 2011-ÖSYS’ye başvurmuş olanlardan öğrenim bilgilerinde değişiklik olanlar başvurularını istedikleri başvuru merkezine yapabileceklerdir.

Mezun durumdaki adaylardan 2010 veya 2011 ÖSYS’den birine başvuru merkezi aracılığıyla başvurmuş olan ve öğrenim bilgilerinde değişiklik olmayanlar başvurularını; isterlerse bireysel olarak İnternet aracılığıyla, isterlerse diledikleri bir başvuru merkezine başvurarak yapabileceklerdir.


2012-ÖSYS’ye (Sınavsız Geçiş dâhil) ilişkin başvurma, başvurma koşulları, sınav, değerlendirme ve yerleştirme ile ilgili kurallar ve işlemler 2012-ÖSYS Kılavuzunda yer almaktadır. 2012-ÖSYS’ye başvurmak isteyen adayların bu Kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekmektedir.

                                                                                                  Adaylara ve kamuoyuna duyurulur.
                                                                                                         ÖSYM BAŞKANLIĞI

(*) Van ilimizde yaşanan deprem nedeniyle bu ilimizde yer alan okullarda öğrenim gören, ancak deprem nedeniyle öğretime devam edilemediği için diğer ortaöğretim kurumlarına nakledilerek burada öğrenimine devam eden ve 2012-ÖSYS’ye başvurmak isteyen son sınıf öğrencileri, öğrenime devam ettikleri ortaöğretim kurumunda başvurularını yapacaklardır. Öğrenime devam ettikleri okul Başvuru Merkezi değilse Okul Müdürlükleri tarafından diğer öğrenciler gibi en yakın Başvuru Merkezine yönlendirileceklerdir. Bu konuda Okul Müdürlükleri adaylara her türlü kolaylığı göstereceklerdir.

Ermeni Soykırımını Kabul Eden Ülkeler Hangileri

,
Ermeni Soykırımını Kabul Eden Ülkeler  
Rusya
Kanada
İtalya
Hollanda
İsviçre
Belçika
Yunanistan
Kıbrıs Rum Kesimi
Lübnan
Vatikan
Litvanya
Uruguay
Şili
Arjantin
Fransa

Cumhurbaşkanı'nın Görev Süresi 5 Yıl Mı 7 Yıl Mı



Cumhurbaşkanlığı görev süresi: 5 yıl mı, 7 yıl mı? 
11. Cumhurbaşkanı (CB) seçimi için TBMM’de ilk tur oylama, 27/4/2007’de yapıldı. Ama seçim, iki kez Anayasa değişikliği yapıldıktan ve TBMM yenilendikten sonra 27 Ağustos 2007’de sonuçlandı. Aradan beş yıl geçti; ama, Türkiye halkı (cumhuru), başkanlarının görev süresini bilmiyor; Devlet başkanının kendisi de...

Anayasa açısından süre nedir? Yanıtı kolay olmayan bir soru.

Önce, anayasal ve siyasal gelişmeleri aktaralım:

1.- CB seçimi için ilk tur oylama, 27/4/2007’de yapıldı.

2.- Anayasa Mahkemesi (AYM), toplantı yeter sayısı olan 367 üyenin katılımı sağlanmadan oylama yapıldığı iddiasıyla CHP’nin başvurusu üzerine, ilk tur oylamayı iptal etti (1/5/2007).

3.- TBMM ise, AYM kararı doğrultusunda oylamaya devam yerine, hemen erken seçim kararı aldı.

4.- Erken seçim kararı alan TBMM, iki Anayasa değişikliği yaptı: bağımsız adaylarla ilgili (10/5/2007) ve TBMM/CB seçimleri ile ilgili (31/5/2007). Bu ikincisi, üç konuyla ilgili:

-TBMM’nin toplantı yeter sayısı düşürüldü.

-CB’nin (11. dahil) TBMM yerine halk tarafından seçilmesi öngörüldü. (“Onbirinci cumhurbaşkanı seçiminin ilk tur oylaması,… yapılır”, geçici md. 9).

-TBMM’nin görev süresi, 5 yıldan 4’e; CB’nin görev süresi, 7 yıldan 5’e indirildi.

5.- 23. Dönem yasama seçimleri yapıldı (22 Temmuz) ve TBMM, 3. tur oylamada salt çoğunlukla 11. CB’yi seçti (27 Ağustos).

6.- Bunun üzerine, TBMM, halk oylaması sürecindeki Anayasa metninde bir değişiklik daha yaptı: “Onbirinci Cumhurbaşkanı…” seçimine ilişkin olanı ve diğer bazı maddeler ayıklandı.(16 Ekim) (Bu değişiklikten önce gümrük kapılarında oy verme işlemi çoktan başlamıştı. AYM ise, henüz yürürlüğe girmemiş bulunan Anayasa değişikliği üzerinde değişiklik yapan bu son metni iptalden kaçındı..!!!)

7.- 21 Ekim’de yapılan oylamada, 31 Mayıs Anayasa değişikliği halk tarafından onaylandı. (16 Ekim değişikliği halka sunulmadan yürürlüğe girdi. Bunun anlamı şu: dayanağını aldığı anayasal metin henüz onaylanmadığı halde, kendisi kesinleşti. Bu nedenle halka sunulmuş olan 31 Mayıs metin ile 21 Ekimde oylanan metin birbirinden farklı..!!!).

8.- TBMM, 3/3/2011 tarihinde şu kararı aldı:” Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimlerinin yenilenmesine ve seçimin 12 Haziran 2011 Pazar günü yapılmasına, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 3/3/2011 tarihli 73 üncü Birleşiminde karar verilmiştir.”

9.- TBMM, böylece 4 yılı bile dolduramadan, seçimlerin yenilenmesine karar vermiş oldu. TBMM’nin görev süresi konusunda bir kayıt içermese de, alıntılanan karar, 4 yıllık görev süresi varsayımına dayandırıldı. Bu nedenle, “mini erken” nitelemesi de yapıldı: 22 Temmuz yerine 12 Haziran’a çekildi seçimler. Seçim yılı olarak 2012 telaffuz bile edilmedi. Kaldı ki, eğer 23. Dönem yasama süresi 4 yıl olarak algılanmamış olsaydı, TBMM’de nitelikli çoğunluğa sahip olan AKP’nin, seçimleri 2011’e çekme gereğini açıklamak kolay olmazdı.

10.- Bu karmaşık ve iç içe geçmiş, hatta belirsiz halkalar, 11. CB’nin görev süresi hakkında da malzemeler sunuyor. Özellikle, TBMM seçimine paralel olarak, CB’nin de görev süresinin 5 yıl olduğu görüşü, hukuki bakımdan öne çıkıyor. Bununla birlikte , 7 yılı savunmak için de gerekçeler öne sürülebilir.

Hangi görüş savunulursa savunulsun, bir hukuk devletinde kabul edilemeyecek iki sorun öne çıkıyor:

-Hukuk güvenliği: Cumhuriyeti değişmez kural olarak kabul eden bir anayasal düzen, bunu temsil eden makamın görev süresini, bırakın ay ve yılını, gününü ve saatini bile belirler. Cumhurun, başkanının görev süresini bilme hakkı vardır. Bilinmezlik, monarşi yönetimine özgüdür doğası gereği.

-Politik tercih: hukuki belirsizlik, bilerek veya özensizlik sonucu siyasetçiler tarafından yaratıldı. Daha esef verici olanı ise, belirsizliği hukuki yolla giderme yerine, siyasal saiklere hukuk kılıfı giydirme çabasıdır.

Peki hukuki çözüm ne olmalıdır?

-İç içe geçmiş sorunlu anayasal değişiklikler zincirinde sürenin de Anayasa yoluyla belirlenmesi gereğidir.

-Fakat daha önemlisi, yeni anayasa hedefinde siyasal partilerin de ortak paydası olduğu göz önüne alınarak, CB’nin TBMM tarafından seçilmesini öngören eski yönteme geri dönmektir.

Bir hatırlatma ve ciddi kaygı:

Aktarılan konu ve sorunlar, özellikle 2007’de sıcağı sıcağına tartışıldı, uyarılar yapıldı. Ama bile bile, anayasal sorunlar üretildi. Önceki günkü kitlesel (toplu) gözaltı, bir kez daha gazetecileri vurdu. İktidar eksenindeki yapay gündem, özgürlükleri boğucu uygulamaları perdelemek için mi yaratıldı?
İbrahim KABOĞLU

Hürrem Sultan Kanuni Sultan Süleyman'la Resmi Nikah Kıyarak Evlenen İlk Kadın


Hürrem Sultan Kanuni Sultan Süleyman'la Nikah Kıyarak Evlenen İlk Kadın
Hürrem Sultan ilk nikah kıydırtan sultandır. Hürrem Sultan Cariye maaşı alıyordu ve sarayda yaşadığı için bu paraya ihtiyacı yoktu. Bu yüzden diğer cariyeler gibi parasını bağışlamak istedi ve bağışını da Mekke'ye yapmak istedi. Kölelerin dini yerlere (Mekke, Medine vb.) bağış yapması dinen günahtı, bu yüzden Kanuni'den onu azat etmesini rica etti ve sebebini açıkladı. Kanuni de bağış için Hürrem Sultan'ı azat etti. Hürrem artık cariye değildi. 

Bir gün Kanuni Hürrem Sultan'ı odasına çağırttı ama Hürrem bu teklifi reddetti. Kanuni'ye, "Artık ben sizin malınız değilim. Beni kölelikten azat ettiniz. Sizinle beraber olmam zinaya girer." dedi ve bu nedenle Kanuni Sultan Süleyman Hürrem Sultan'ı nikahına almak zoruna kaldı. 

Hürrem Sultan Kölelikten Nasıl Kurtuldu Ve Kanuniyle Evlendi



Hürrem Sultan Kölelikten Nasıl Kurtuldu Ve Kanuniyle Evlendi
Hürrem Sultan ( d. 1500 veya 1506 - ö. 1558) Osmanlı padişahı I. Süleyman'ın eşi ve sonraki padişah II. Selim'in annesidir. Bir Osmanlı padişahıyla nikâhla evlenmiş ilk kadın olma ayrıcalığını taşır.

Lehistan Krallığı'nın sınırları içerisinde bulunan Rutenya'da doğdu. 20 yaşındayken Tatarakıncılar tarafından 1520 tarihinde Rutenya'den kaçırılmış, Kırım Hanı'nın himayesine girmiştir daha sonra Osmanlı sarayına sunulmuştur.

Hürrem Sultan ilk nikah kıydırtan sultandır. Hürrem Sultan Cariye maaşı alıyordu ve sarayda yaşadığı için bu paraya ihtiyacı yoktu. Bu yüzden diğer cariyeler gibi parasını bağışlamak istedi ve bağışını da Mekke'ye yapmak istedi. Kölelerin dini yerlere (Mekke, Medine vb.) bağış yapması dinen günahtı, bu yüzden Kanuni'den onu azat etmesini rica etti ve sebebini açıkladı. Kanuni de bağış için Hürrem Sultan'ı azat etti. Hürrem artık cariye değildi. 

Bir gün Kanuni Hürrem Sultan'ı odasına çağırttı ama Hürrem bu teklifi reddetti. Kanuni'ye, "Artık ben sizin malınız değilim. Beni kölelikten azat ettiniz. Sizinle beraber olmam zinaya girer." dedi ve bu nedenle Kanuni Sultan Süleyman Hürrem Sultan'ı nikahına almak zoruna kaldı. 

Hürrem Sultan, sarayda özel bir eğitim gördü. Güzelliği zekası ve becerisi ile padişahın dikkatini çekmeyi bildi. Harem kadınları ve sarayın ileri gelenleri arasında da kendine yer edindi. Hürrem Sultan saraya geldiğinde Kanuni'nin Manisa valisi iken birlikte olduğu Mahidevran Sultan'dan Mustafa isimli bir oğlu vardı (onunla evlenmemiştir). Mustafa zamanla çok sevilen bir şehzade haline geldi. Mustafa'nın Kanuni'den sonra padişah olmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Bu da Mahidevran Sultan'ın Valide Sultan olacağı anlamına geliyordu. Oysa Hürrem Sultan her bakımdan Mahidevran Sultan'ın önüne geçti.

Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman'a bir kız, dört oğlan çocuğu doğurdu. En büyük oğlu Mehmet Şehzade tahta çıkamadan öldürüldü. İkinci oğlu Selim tahta çıktı. Diğer çocukları da Beyazıt ve Cihangir Şehzadeleridir. Kızı Mihrimah Sultan'ı Vezir-i Azam Rüstem Paşa ile evlendirerek Vezir-i Azam'la bir ittifak oluşturdu.

Kanuni, yeniçeriler tarafından çok sevilen oğlu Mustafa'yı kendisini tahttan indirmeyi planladığı inancıyla öldürttü. Hürrem Sultan'ın Kanuni'yi bu kararda etkilediği inancı yaygındır. Şehzade Mustafa'nın öldürülmesinden sonra Mahidevran Sultan iyice gözden düştü. Yaşamının büyük bir bölümünü fakir olarak oğlunun mezarının bulunduğu Bursa'da geçirdi. Ancak Hürrem Sultan'ın ölümünden sonra Hürrem Sultan'ın oğlu padişah II. Selim Mahidevran Sultan'a maaş bağlattı ve oğlu Mustafa'nın türbesini yaptırttı.

Devlet yönetiminde etkili olan Hürrem Sultan, İran savaşını destekledi. Ruslar ve Lehlerle barış içinde yaşanılmasını sağladı. Bu dönemde Ruslar Kazan ve Astrahan Hanlıklarına hakim olup doğuya doğru yayılmaya başladılar.

Hürrem Sultan 18 Nisan 1558 tarihinde eşi Kanuni Sultan Süleyman'dan 8 sene önce 52 yaşındayken öldü. Oğlu II. Selim'in tahta çıkışını göremedi. Süleymaniye Camisi Külliyesi içinde kendisi için yaptırılan türbeye gömüldü. Türbenin iç duvarları bir cennet bahçesini tasvir eden İznik çinileriyle kaplıdır.

Hürrem Sultan İstanbul'da günümüzde onun adıyla anılan Haseki semtinde, Mimar Sinan'a Haseki Külliyesini yaptırmıştır. 1538-1550 yılları arasında inşaatı tamamlanan külliyenin içinde bir hamam, medrese ve hastane bulunmaktadır. Günümüzde T.C. Sağlık Bakanlığı Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak tanınan bu hastane Türkiye'de kesintisiz hizmet vermekte olan en eski hastane olma özelliğini taşır.

Hürrem Sultan ayrıca Ayasofya Camii civarında yardıma muhtaç ve fakirlerin karnını doyurmak için bir mutfak yaptırtmıştır.

Hürrem Sultan Avrupa'da, modern Türkiye'de ve batıda birçok resim, müzik ve bale gibi tarihi çalışmalara konu olmuştur. Joseph Haydn'in 63. senfonisini örnek verebiliriz. Eserler Ukraynalılar tarafından yazılmıştır ama genelde İngilizce, Almanca ve Fransızcadır.

Hürrem Sultan'ın doğduğu yer olduğuna inanılan Ukrayna'nın Rohatyn kentinde bir Hürrem Sultan anıtı bulunmaktadır. 2007 yılında, Ukrayna'daki bir liman kenti olan Mariupol'daki Tatarlar Hürrem Sultan'ın onuruna bir cami açmıştır. wikipedia.org  

Kanuni Sultan Süleyman Hürrem Sultan'ı Azad Etti Ve Evlendi


Hürrem Sultan   
Polonya Krallığı tebaası bir Ortodoks rahibin kızıydı ve asıl adı Alexandra Lisowska idi. Kırımlılar savaşta elde ettikleri en güzel ganimetleri padişaha sunardı. Roxelana da İstanbul’a getirilmiş ve saraya takdim edilmişti. Sultan Süleyman, Hürrem’i ilk gördüğü anda sever.

Şehzadeleri; Mehmet’i, Selim’i, Beyazıd’ı ve tek kız evladı Mihrimah Sultan’ı dünyaya getirir. Cariye olarak girdiği sarayda büyük kudret kazanır. Hikayenin bundan sonrasında Kanuni, gelenekleri çiğneyerek Hürrem Sultan’la evlenecektir. Hürrem Sultan, Osmanlı tarihinde azat edilip yasal eş yapılan ilk cariye ünvanını alacaktır. Önce başkadın olur, Valide Sultan’ın ölmesiyle de haremin idaresini ele geçirir.

Hürrem büyük umutlar beslediği şehzade Mehmed’i 21 yaşında kaybeder. Doğuştan sakat ikinci oğlu Cihangir ise kemik hastalığı çekiyordu. Hürrem, oğullarından Beyazıd’a Selim’den daha yakınlık gösteriyordu. Kanuni ise, büyük olmasından dolayı Selim’in padişah olmasını istiyordu. Ancak Hürrem Sultan’ın ‘Valide Sultan’ olma hayali gerçekleşemeyecek ve 14 Nisan 1558’de vefat edecektir.

Haseki Ne Demek Haseki Nedir Haseki Ne Hasekinin Anlamı



Haseki Ne Demek

  • Osmanlı Devletinde bir görevde eskimiş olanlara verilen unvan.
  • Bostancı ocağının küçük dereceli subayları.
  • Osmanlı sarayında karavaşlar arasından seçilen padişah gözdesi.
  • Bir görevde eskimiş olanlara verilen san.
  • Bostancı ocağının küçük aşamalı subayları. 
  • Sarayda padişahın gözüne ve gönlüne girmiş olan karavaş.

Giysilerle Zayıf Görünmenin Yolları Nelerdir Nasıl Daha Zayıf Görünebiliriz


Giysilerle Zayıf Görünmenin Yolları 
İşte bazı moda uzmanlarından daha ince gösteren moda ipuçları

Kilo vermeyi bekleyecek kadar zamanınız yok mu? İşte bazı moda uzmanlarından daha ince gösteren moda ipuçları

İyi görünmenin yolu sadece zayıflamaktan geçmiyor. Doğru kıyafetlerle daha zayıf ve daha ince görünmenin püf noktaları da var. İşte modacılardan daha zayıf görünmenizi sağlayacak 6 öneri..

1. Tek renk kullanın
Gece mavisi, kahverengi ya da siyah gibi tek renk koyu renkli elbiseler giyin.. Bunun yanı sıra aynı rengin farklı tonlarını da birlikte giyebilirsiniz. Bej, deniz mavisi, mercan ya da teninize en iyi giden renklerde desenleri bulunan giysiler de olabilir. Eğer rengin sizi daha kilolu gösterdiğini düşünüyorsanız, elbise olarak sizde nasıl durduğuna da bakın.

2. Kumaşları doğru seçin
Katı, sert ve ağır hatta yapışan kumaşlardan uzak durun. En iyi seçim hafif, yumuşak ve giydiğinizde vücudunuzdan kayan kumaşlardır. Amacınız vücudunuzun genel şeklini görmek olmamalı..

3. Vücudunuza göre ayarlayın
Geniş omuzlarınız varsa, vatka ya da herhangi bir omuz aperatı kullanmayın. Kayık ve yuvarlak yakalı giysileri tercih etmeyin. Üstünüzü daha küçük göstermek için modaya uygun V yakalı elbiseler, V yakalı üst ve etek veya bol pantolonları tercih edin. Eğer üst küçük alt büyükse, yani armut vücutluysanız, boynunuzu kalın göstermeyen, omuzlarınıza uygun sizi dik gösteren kıyafetleri arayın. Üst için yuvarlak, oyuk yaka kesimleri, alt için de düz etek ya da normal kesim pantolonları seçin.

4. Kalça ve basenler
Büyük kalça ve basenleri kamufle etmek için, rahat pileli, bel kısmı büzgülü rahat etek ve pantolonlar tercih edilebilir. Modaya uygun, düz çizgiler yan cepli ya da cepsiz modeller seçin. Basenleri küçük göstermek için beli düz yarım ya da dizden hafifçe aşağıda pantolonlar arayın. Daha uzun ve zayıf görünüm için pantolonunuz ya da eteğiniz yere değecek kadar uzun olmalı.

Basenlerinizi daha fazla kamufle etmek için etek ve pantolon giydikten sonra kalçalarınızı örtecek kadar uzun bluz ya da bluzunuzun üzerine hjafifi dantel ya da örgü tunikler giyebilirsiniz. Kalçalarınızdan aşağısının çok fazla uzun olmamasına dikkat edin.

5. Kesim ve dikişileri inceleyin
Giysilerinizde, özellikle ceketlerde kare şekilli olanları ya da sıkı saran modelleri tercih etmeyin. Bunun yerine hatları hafif belli eden modelleri tercih edin. Elbiselerin dikişleri daha ön plana çıkartılmış olabilir.

6. Ayakkabıları unutmayın
Sadece elbiselerle zayıf görüneceğinizi sanmayın. Giysilerinizi belirledikten sonra ayakkabılarınızı deneyin. Özellikle ayaklarınız genişse ince şeritli ve düz sandaletler, ufak topuklu ayakkabılar giymeyin. Bunun yerine, kısa topuklu ya da üzerinde durabiliyorsanız yüksek topuklu ayakkabılar giyin. 5 cm'lik topuk ne giyerseniz giyin sizi daha ince gösterecektir. Ayak bileğinize dolanan ayakkabılardan, kare topuklardan uzak durun. Tüm bunlar sizi daha bodur ve bacaklarınızın daha kısa görünmesine neden olur.