20 Ekim 2010 Çarşamba

HSYK Seçimlerinde 16-0'ın Perde Arkası

16-0'IN PERDE ARKASI  
16-0'IN PERDE ARKASI
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na, birinci sınıf yargıç ve savcılar arasından yapılan seçim tamamlandı. 10’u asıl 6’sı yedek olmak üzere toplam 16 yargıç ve savcı HSYK üyesi oldu. Anayasa değişikliklerine “evet” oyu veren ve özellikle bu 16 üye katılımını “demokratik” sayan kesimler tarafından bile tepkiyle karşılanan bir sonuç ortaya çıktı.



İlk bakışta, 16 kişilik listenin özellikleri şöyle sıralanabilir: 
Seçimlerden önce Adalet Bakanlığı tarafından işaret edilen adaylar seçimi kazandı. Adalet Bakanlığı, “sadece iki bürokrat var, bizim listemiz yok” dese de, önerdikleri isimlerin kazandığı artık tüm kamuoyunca biliniyor. Sonuç ortada, Bakanlığın istediği oldu ve seçim 16-0 sona erdi. Şimdi merak edilen, “devenin kuyruğu”. Medyamız, sağ olsun, bu listenin tüm Türkiye’de nasıl dolaştırıldığını, seçmenlere nasıl ulaşıldığını araştırıp duruyor, sonucu böylesine sığ araştırmalarla analiz etmeye çalışıyor.

İLGİNÇ TABLO
Listede sadece bir kadın yargıç var. 16’nın 9’u Ankara’da, 9’un ikisi Adalet Bakanlığı’nda üst düzeyde, biri Adalet Akademisi’nde görevli. Seçilenlerin bu tür özellikleriyle birlikte, seçimlerdeki oy dağılımı ilginç bir tablo ortaya çıkarıyor.


Tablo’nun gösterdiği gibi, hem adli yargıda hem de idari yargıda kazanan liste sonuncularının aldıkları oy ile listeye giremeyen ilk adayların aldıkları oylar arasında önemli derecede oy farkı var. Sanki iki ayrı aday listesi yapılmış gibi, ilk 16’ya verilen oylar ile listeye giremeyenlerin aldıkları oylar arasında birdenbire uçurum oluşuyor. Oylar, adli yargıda 4542’den 2356’ya, idari yargıda 561’den 273’e düşüyor. Bu uçurum, seçimin, tüm yönleriyle ciddi bir operasyonla yapıldığının açık kanıtı.

Daha derinlere inmeden, küçük bir analiz yapıldığında, aslında görüntü netleşiyor. Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış, göreve başlama tarihleri ve doğal olarak kıdemleri farklı yargıç ve savcılar, birbirlerini nasıl tanırlar? 10.430 adli yargıç ve savcı, 167 adayı, 1278 idari yargıç ve savcı da 34 adayı nasıl tanır ve HSYK üyesi olma konusundaki liyakatında nasıl fikir sahibi olur? İnternet ortamında yayımlanan özgeçmişler fikir sahibi olmak için yeterli midir?

NASIL OLDU
Yargıç ve savcıların birbirleri hakkında fikir sahibi olabilmeleri; (i) Aynı dönemde sınava girerek eğitimden geçmek, (ii) Aynı ilde çalışmak, (iii) Makale, kitap, bildiri gibi bilimsel ve hukuksal çalışmalarla temayüz etmek, (iv) İçtihat yaratıcı önemli kararlara imza atmak, (v) Örgütlenme, (vi) özel tanışıklık gibi birden çok ve bağlantısız nedene dayanabilir. Ancak bu durum, seçimlerde, tabloda görüldüğü gibi bir oy uçurumunu açıklamaya yeterli değildir. Organize hareketi en etkin şekilde örgütlenme sağlar. Türk yargısı dernekleşmeyle 2006 yılında YARSAV aracılığıyla tanışmış, Demokrat Yargı ile de ikinci derneğe kavuşmuştur. YARSAV’ın 1500’e yaklaşan üye sayısı ve örneğin adli yargıda listeye giremeyen 12. adayın YARSAV üyesi olup 2356 oy aldığı gözetildiğinde, seçimleri kazanan listenin organizasyonunun etkisi de ortaya çıkmaktadır. Diğer dernek, (100’ü geçmeyen) üye sayısı bakımından zaten sonucu etkileyecek durumda değildir. 

Yargıç ve savcı adaylarının giriş sınavını, özellikle mülakatı yapan, özerklik iddiasıyla kurulduğu halde eğitimi yapan Adalet Akademisi’ni etkisi altında tutan, sicil dosyalarının sahibi olan, Bakanı ve müsteşarı HSYK üyesi olan, müsteşarı HSYK toplantılarını kilitleyebilen, atama kararnamelerini hazırlayan, HSYK’nin sekreterliğini yapan, tüm yargıç ve savcıları müfettişleri aracılığıyla denetleyen, soruşturma izni yetkisine sahip olan, tüm yargıç ve savcıların idari görevleri yönünden bağlı olduğu bir Bakanlığın işaret etiği adayların tümünün açık arayla oy alması sürpriz sayılmaz ve sayılamaz. Malum medyanın ileri sürdüğünün aksine, her yargıç ve savcının, 16 yerine bir adaya oy vermesi yöntemi, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmeseydi de sonuç değişmeyecekti.

Yargıç ve savcılar üzerinde, öyle bir Bakanlık gücü yaratılmıştır ki, kimi yargıçlar kurumları sorulduğunda görev yaptığı mahkemeyi değil Adalet Bakanlığı’nı gösterebilmekte, kimi yargıçlar kararlarının üstüne Adalet Bakanlığı yazabilmektedir. Buna bir de 8 yıllık iktidar döneminde göreve başlayan yargıç ve savcı sayısı eklendiğinde ve bu genç yargıçların geleceklerini Adalet Bakanlığı elinde gördüğü dikkate alındığında tablo tamamlanmakta, başka nedenler aramaya gerek kalmamaktadır. Asıl araştırılması gerekenler bunlardır. 

Anayasa değişiklikleri Adalet Bakanlığı mutfağında hazırlanırken, bu içerik göz önünde bulundurulmuş ve seçim yöntemi ince ince anayasa maddeleri haline getirilmiştir. YARSAV, altı ay boyunca bunları tek tek anlatmıştır. Maddeleri, demokratik bularak “evet” diyenlerin, seçimlerden sonra hayal kırıklığına uğradıklarını itiraf etmeleri ağaca bakıp ormanı görmeme gibidir. 

İşin özü, yargıyı 1982 Anayasa’sından daha geriye götüren ve tamamıyla siyasal yönetime bağlayan bu projeye, operasyon sahiplerinin, en ince detayları bile Anayasa maddesi haline getirecek kadar sahip çıkmasıdır. 16-0’ın perde arkası, ısrarlı ve kararlı bir operasyonu işaret etmektedir. Onlar, 12 Eylül Anayasası’nın mirasını iyi değerlendirmişler ve amaçlarına ulaşmışlardır. Şimdi, ulusal bağımsızlığı ve “bağımsız yargı”yı kazanmak için, “asker-sivil” tüm darbecilerden daha ısrarlı ve kararlı olmak gerekmektedir.










Ali Rıza Aydın

Odatv.com