22 Aralık 2011 Perşembe

Cumhurbaşkanı'nın Görev Süresi 5 Yıl Mı 7 Yıl Mı



Cumhurbaşkanlığı görev süresi: 5 yıl mı, 7 yıl mı? 
11. Cumhurbaşkanı (CB) seçimi için TBMM’de ilk tur oylama, 27/4/2007’de yapıldı. Ama seçim, iki kez Anayasa değişikliği yapıldıktan ve TBMM yenilendikten sonra 27 Ağustos 2007’de sonuçlandı. Aradan beş yıl geçti; ama, Türkiye halkı (cumhuru), başkanlarının görev süresini bilmiyor; Devlet başkanının kendisi de...

Anayasa açısından süre nedir? Yanıtı kolay olmayan bir soru.

Önce, anayasal ve siyasal gelişmeleri aktaralım:

1.- CB seçimi için ilk tur oylama, 27/4/2007’de yapıldı.

2.- Anayasa Mahkemesi (AYM), toplantı yeter sayısı olan 367 üyenin katılımı sağlanmadan oylama yapıldığı iddiasıyla CHP’nin başvurusu üzerine, ilk tur oylamayı iptal etti (1/5/2007).

3.- TBMM ise, AYM kararı doğrultusunda oylamaya devam yerine, hemen erken seçim kararı aldı.

4.- Erken seçim kararı alan TBMM, iki Anayasa değişikliği yaptı: bağımsız adaylarla ilgili (10/5/2007) ve TBMM/CB seçimleri ile ilgili (31/5/2007). Bu ikincisi, üç konuyla ilgili:

-TBMM’nin toplantı yeter sayısı düşürüldü.

-CB’nin (11. dahil) TBMM yerine halk tarafından seçilmesi öngörüldü. (“Onbirinci cumhurbaşkanı seçiminin ilk tur oylaması,… yapılır”, geçici md. 9).

-TBMM’nin görev süresi, 5 yıldan 4’e; CB’nin görev süresi, 7 yıldan 5’e indirildi.

5.- 23. Dönem yasama seçimleri yapıldı (22 Temmuz) ve TBMM, 3. tur oylamada salt çoğunlukla 11. CB’yi seçti (27 Ağustos).

6.- Bunun üzerine, TBMM, halk oylaması sürecindeki Anayasa metninde bir değişiklik daha yaptı: “Onbirinci Cumhurbaşkanı…” seçimine ilişkin olanı ve diğer bazı maddeler ayıklandı.(16 Ekim) (Bu değişiklikten önce gümrük kapılarında oy verme işlemi çoktan başlamıştı. AYM ise, henüz yürürlüğe girmemiş bulunan Anayasa değişikliği üzerinde değişiklik yapan bu son metni iptalden kaçındı..!!!)

7.- 21 Ekim’de yapılan oylamada, 31 Mayıs Anayasa değişikliği halk tarafından onaylandı. (16 Ekim değişikliği halka sunulmadan yürürlüğe girdi. Bunun anlamı şu: dayanağını aldığı anayasal metin henüz onaylanmadığı halde, kendisi kesinleşti. Bu nedenle halka sunulmuş olan 31 Mayıs metin ile 21 Ekimde oylanan metin birbirinden farklı..!!!).

8.- TBMM, 3/3/2011 tarihinde şu kararı aldı:” Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimlerinin yenilenmesine ve seçimin 12 Haziran 2011 Pazar günü yapılmasına, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 3/3/2011 tarihli 73 üncü Birleşiminde karar verilmiştir.”

9.- TBMM, böylece 4 yılı bile dolduramadan, seçimlerin yenilenmesine karar vermiş oldu. TBMM’nin görev süresi konusunda bir kayıt içermese de, alıntılanan karar, 4 yıllık görev süresi varsayımına dayandırıldı. Bu nedenle, “mini erken” nitelemesi de yapıldı: 22 Temmuz yerine 12 Haziran’a çekildi seçimler. Seçim yılı olarak 2012 telaffuz bile edilmedi. Kaldı ki, eğer 23. Dönem yasama süresi 4 yıl olarak algılanmamış olsaydı, TBMM’de nitelikli çoğunluğa sahip olan AKP’nin, seçimleri 2011’e çekme gereğini açıklamak kolay olmazdı.

10.- Bu karmaşık ve iç içe geçmiş, hatta belirsiz halkalar, 11. CB’nin görev süresi hakkında da malzemeler sunuyor. Özellikle, TBMM seçimine paralel olarak, CB’nin de görev süresinin 5 yıl olduğu görüşü, hukuki bakımdan öne çıkıyor. Bununla birlikte , 7 yılı savunmak için de gerekçeler öne sürülebilir.

Hangi görüş savunulursa savunulsun, bir hukuk devletinde kabul edilemeyecek iki sorun öne çıkıyor:

-Hukuk güvenliği: Cumhuriyeti değişmez kural olarak kabul eden bir anayasal düzen, bunu temsil eden makamın görev süresini, bırakın ay ve yılını, gününü ve saatini bile belirler. Cumhurun, başkanının görev süresini bilme hakkı vardır. Bilinmezlik, monarşi yönetimine özgüdür doğası gereği.

-Politik tercih: hukuki belirsizlik, bilerek veya özensizlik sonucu siyasetçiler tarafından yaratıldı. Daha esef verici olanı ise, belirsizliği hukuki yolla giderme yerine, siyasal saiklere hukuk kılıfı giydirme çabasıdır.

Peki hukuki çözüm ne olmalıdır?

-İç içe geçmiş sorunlu anayasal değişiklikler zincirinde sürenin de Anayasa yoluyla belirlenmesi gereğidir.

-Fakat daha önemlisi, yeni anayasa hedefinde siyasal partilerin de ortak paydası olduğu göz önüne alınarak, CB’nin TBMM tarafından seçilmesini öngören eski yönteme geri dönmektir.

Bir hatırlatma ve ciddi kaygı:

Aktarılan konu ve sorunlar, özellikle 2007’de sıcağı sıcağına tartışıldı, uyarılar yapıldı. Ama bile bile, anayasal sorunlar üretildi. Önceki günkü kitlesel (toplu) gözaltı, bir kez daha gazetecileri vurdu. İktidar eksenindeki yapay gündem, özgürlükleri boğucu uygulamaları perdelemek için mi yaratıldı?
İbrahim KABOĞLU