22 Ağustos 2010 Pazar

Hanefi Avcının Kitap Özeti "Haliç’te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat"


Yok satan kitapta neler var?
EMNİYET Müdürü Hanefi Avcı’nın yazdığı, ‘Haliç’te Yaşayan Simonlar. Dün Devlet, Bugün Cemaat’ adlı kitabı görev yaptığı Eskişehir’de kapışıldı.Eskişehir Espark Alışveriş Merkezi’ndeki D&R mağazası yöneticisi Zuhal Başar, Hanefi Avcı’nın kitabından mağazalarına 240 adet geldiğini ve kısa sürede tükendiğini söyledi. 500 yeni kitap siparişi verdiklerini belirten Zuhal Başar şunları kaydetti:“Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın kitabı mağazamızda büyük ilgi gördü. Kitap geldiğinde insanlar kuyruğa girdi ve kısa sürede tükendi. Mağazamıza gelen 240 kitabın tamamını birkaç saat içerisinde sattık. Çok talep var. Özel müşterilerimizin siparişlerini alıyoruz. 500 kitabın siparişini verdik. 600 sayfalık kitabın fiyatı 25 lira. Diğer kitaplara göre oldukça ucuz. Avcı’nın kitabı, bu ay en çok satan kitaplar listesinde birinci sıraya oturacak.”
CHP İl Başkanından Destek
CHP Eskişehir İl Başkanı Erman Gölet, Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’ya destek veren açıklamada bulundu. Avcı hakkında İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma açmasını eleştiren Gölet, yaptığı yazılı açıklamasında şunları söyledi:“Hanefi Avcı’nın işaret ettiği güçler hemen harekete geçip hakkında soruşturma başlattı. Devletin Avcı hakkında soruşturma açması değil, onu koruması ve iddiaları araştırması gerekir. 8 yıldır komutanlara, hakimlere, savcılara dokunmak serbest, ama cemaatlere dokunmak yasaktır. Sayın Emniyet Müdürümüzün yazdığı kitabın bir şok etkisi yaparak uyanışı sağlamasını umut ediyoruz.

Işık evlerinde kaldığını, Fethullah Gülen ile görüştüğünü belirten Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, devlet içindeki cemaat yapılanmasını ayrıntılarıyla ortaya koydu.

Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, gündemde bomba etkisi yaratan ve yok satan iki belgeyle ve dışardan aldığı bilgilerle yazdığı “Haliç’te Yaşayan Simonlar” adlı kitabında, Fethullah Gülen cemaatinin başta emniyet olmak üzere yargı, ordu ve diğer devlet kurumları içindeki yapılanmasını açıkladı.

Emniyet teşkilatında teknik-elektronik istihbaratın kurucusu olarak bilinen Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, gündemde bomba etkisi yaratan ve yok satan “Haliç’te Yaşayan Simonlar” adlı kitabında, Fethullah Gülen cemaatinin başta emniyet olmak üzere yargı, ordu ve diğer devlet kurumları içindeki yapılanmasını açıkladı. Kitabında, 5-6 ay ışık evlerinde kaldığı dönemde Gülen ile tanıştığını ve 28 Şubat süreci sonrası kendisiyle görüştüğünü de aktaran Avcı, cemaatin devleti teslim aldığını, milletvekilleri arasında bile cemaati temsil eden sorumlu imamlar olduğunu, cemaatin amacına ulaşmak için şantaj, iftira ve karalama kampanyası gibi her türlü yöntemi kullandığını belirtti. Avcı, kitabında “Hükümete alternatif bir yapı kurularak tüm kurumlar yönetilmektedir” diyor.

Avcı’nın kitapta, iki belgeyle beraber dışarıdan aldığı bilgilere dayanarak anlattığı cemaat yapılanması şöyle: 

Cemaatin insanları dostlarım: Gizli faaliyetlerini açıklayacağım güçlerin ellerinde ne kadar büyük olanaklar olduğunu ve hangi yöntemleri kullandıklarını az çok bilenlerden birisiyim. Bu insanların hasmı, düşmanı değilim; çoğu eski dostlarım, son dönemde tanık olduğum ve yasadışı olduğunu düşündüğüm davranışları hariç inançlarını ve dünya görüşlerini paylaşıyorum.

Işık evlerinde 6 ay kaldım, Fethullah Hoca’yla karşılaştım: Polis Enstitüsü’nde okurken akşam namazını Maltepe Camii’nde kılardım. Bir gün cami çıkışında sohbet ettiğim mühendislik öğrencisi bir arkadaşın anlatımlarından etkilendim. Zülfikar adlı arkadaşımdan bu şahsın Nurcu olduğunu öğrendim.

Daha sonra adının Halit olduğunu öğrendiğim bu yeni arkadaşım bizi öğrencilerin birlikte kaldığı evine götürdü. Evde hepsi Nurcu olan 5-6 öğrenci kalıyordu. Işık evleri denen o evlerden birinde tahminen 5-6 ay kadar kaldım. Bu evde kalırken Fethullah Gülen Hoca’yla benzeri başka bir evde karşılaştım.

Fethullah Hoca’ya ‘Doğru bildiğiniz yolda devam edin’ dedim: 6 yıl çocuklarımı Samanyolu Koleji’nde okuttum ve ikisi de oradan mezun oldu. 28 Şubat sonrasında hakkında davalar açıldığı o baskı dönemlerinde bir arkadaşım aracılığıyla Fethullah Gülen Hoca’yla onun talebi üzerine kısa süreli olarak görüştüm. Bu görüşmede özetle ona “Siz doğru bildiğiniz yolda okullar açarak bu ülkeye ve insanlarımıza hizmet ediyorsunuz. Gerisini önemsemeyin, doğru sonunda galip gelecektir” dedim.

Belgelere dayalı örgüt yapısı: Ben şu andaki örgütün nasıl yapılandığını, idare edildiğini bir nebze olsun göstermek istiyorum. Maalesef bu konuda çok fazla belge yok ama yine de bulunan belgeler mevcut durumu bir oranda anlamamızı sağlıyor.

Emniyet’in imamı Ömer: Bu belgeler ve dışarıdan aldığım bilgilere göre (Emniyet teşkilatında) her birimdeki temsilciler kanalı ile herkes Ömer kod adlı (Osman Hilmi Özdil) kişinin denetiminde çalışmaktadır. Amirler mezuniyet dönemlerine göre dönem dönem örgütlenmiştir. Herkes gördüğü, bildiği her konuyu temsilcilere aktarmakta, onlar da silsile ile Ömer’e ulaştırmaktadır. Aynı şekilde istenen her husus da Ömer’den talimat olarak teşkilatın en alt birimlerine kadar ulaştırılmaktadır.

Emniyetteki cemaat örgütlenmesi: Her kritik birimde cemaatin irtibatı ve sorumlusu yer almış, özellikle İstihbarat, KOM (Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadale) ve diğer birimlerin bilgi işlem birimleri büyük oranda cemaat taraftarlarından oluşmuştur.

Emniyete ait tüm arşiv ve bilgiler cemaatin arşivine taşınmış, mevcutlar da istendiği an cemaatin isteklerine uygun olarak kullanılmaktadır. Emniyetin İstihbarat ve KOM birimlerinde teknik ve amir kadrosu büyük oranda cemaatin elemanı konumunda veya bilerek cemaatten gelen talimatlara uymaktadır.

Cemaat tüm kurumlarda örgütlü: Aslında bu örgütlülük yalnızca Emniyet içinde mevcut değildir, cemaat hemen hemen tüm kurumlarda az veya çok örgütlü haldedir. Öğrendiğim kadarıyla MİT, ordu, yargı ve milletvekilleri içinde imam konumunda kişiler bulunmaktadır.

Cemaat soruşturmaları engelleniyor: Cemaat hakkında herhangi bir ihbar geldiğinde, daha araştırmaya başlanmadan o birimdeki cemaat mensuplarınca haber verilip tedbir alınmaktadır. Yakın zamanda birkaç defa MİT ve Emniyet’e cemaatin faaliyetleri, hatta en üstteki imam Ömer kod adlı kişi hakkında bilgi gitmiş, MİT araştırmaya başladığı an haberdar olunmuş ve gerekli tedbirler alınmıştır.

Kurumlarda istişare komitesi: Her hafta toplanılarak o kurum/birimdeki genel durumlar değerlendirilir ve yukarıya arz edilecek konular çıkarılır. Alt birim imamları kendi aralarında toplanırlar. En yukarıda o kurum için istişare heyeti denebilecek üst sorumlulardan oluşan komitevari bir birim olup onun üstünde o kurumun imamı bulunur.

Kurum imamlarının işbirliği: Daha üstte kurum imamları bir araya gelip ülke genelindeki işleri ve kurumlar arası çalışmaları değerlendirirler. Bir kurumun yapacağı işlere diğerlerinin desteği, oralardaki bilgiler istenir.

Her şeyin başı Fethullah Hoca: Bununla birlikte her kurum imamı ayrıca doğrudan yurtdışında bulunan Fethullah Hoca’ya bilgi verip ondan talimat alır, yani olup biten her şey hocanın bilgi ve kontrolünde gerçekleşir, dolayısıyla meydana gelen olaylar asla sıradan bir cemaat mensubunun kendi kafasına göre yaptığı şeyler değildir.

Hükümet içinde hükümet gibi: Devleti idare eden bakanlık ve genel müdürlüklere, hatta hükümete alternatif bir yapı kurularak tüm kurumlar yönetilmektedir. Her şey olmasa da hayati konular, önemli tayin ve atamalar, önemli operasyonlar bu yapı tarafından planlanıp uygulanmaktadır.

Cemaatin kurguladığı komplolar: Operasyonlara karar verip devletin sistemlerini kendi amaçları doğrultusunda çalıştırmakta, aynı anda kendi taraftarları ve kendilerinin denetiminde olan basın yayın organları ve internet siteleri vasıtasıyla linç kampanyaları yapılmakta, doğru yanlış her türlü bilgi çarpıtılarak servis edilmekte, kamuoyu yanlı ve yanlış bilgilerle yanlış kanaat sahibi olmaktadır.

Her türlü yöntem uygulanıyor: Hukuka uygun veya farklı yöntemle elde edilen bilgiler ve her türlü yöntem kullanılarak hedef seçilen kişiler linç edilmek istenmektedir. Zaman zaman bu bilgiler tahrif edilerek ekleme ve çıkarmalar yapılarak kullanıldığı gibi çoğunlukla da her yerde bulunan gizli elemanları özellikle ordu içerisindeki faaliyet ve çalışmaları rapor etmektedir.

Daha sonra bu haberleri belgelemek için delil bulmaya çalışılmakta, bulunan veya yaratılan belge, evrak ve materyaller aranan mahallere konarak aramada ele geçti işlemi yapılmaktadır.

Ülke cehenneme dönüşür: Bu devletin polisi, askeri, medyası oluşturulmak istenen bu sistem içerisinde çalıştırılamaz, bugün yapıldığı gibi cemaatin hedefleri uğruna hukuksuzluklar, komplo, şantaj ve iftira yöntemleri ile çalıştırılırsa da gelecekte bu ülke herkes için adeta bir cehenneme dönüşür.

Sistem kaosa sürükleniyor: Bu anlayış ve yöntem her gün artarak devam edecek. Kısa süre sonra ticari şirket, ortaklık, ihale vs. işlere de bu anlayış ve yöntemlerle yaklaşılmaya başlandığında ülkede her şey çok daha kötüye gidecektir.

Devletin polisinin, istihbaratının ve diğer kurumlarının imkânları cemaatin talimatı ile istenmeyen, beğenilmeyen, rakip şirket aleyhine kullanılırsa (ki çok yakında bu olacaktır, belki de halihazırda uygulamaya konmuştur) bunu tespit etmek o kadar kolay da olmayacağından tüm sistem bir kaosa doğru sürüklenecektir.

Bu yöne doğru gidildiğini görmek için kâhin olmaya gerek yok.

Cemaat devleti teslim aldı: Bu ülke çok badireler atlattı, bu olayların benzerlerini çok yaşadık, bir şey olmaz diyenlere yanıtım, daha önce bu türden tehlikelerin atlatılmasının mevcut sorunların da kolayca atlatılacağı anlamına gelmediği olacaktır. Bir grup koca bir devleti teslim aldı. Devlet içten içe çatırdıyor, birileri yönetimi ele aldı ve kimse devlet gücünü kullanan bu kişilere dur diyemiyor. Birkaç cemaatin imamı devlet yetkilerini gasp etti. Bu nasıl bir devlet geleneğidir?

‘Tüm işleri cemaat yapıyor’

Aslında herkes biliyor ama kimse dillendiremiyor. Ben bu kitapla birlikte açıkça ifade ediyorum ki tüm bu işleri cemaat yapıyor, bunu artık herkes bilsin.

Son zamanlarda gündemi meşgul eden tüm iddiaları yayan cemaattir, onlardan bilgi alan da onlar adına konuşan da cemaatin adamlarıdır. “Tarafsız basın mensubu, devletin polisi, savcısı” numarasını artık kimse yutmasın, bu işler Emniyet ya da hukuk adına yapılmıyor, cemaatin planı ve programı doğrultusunda cemaatin talimatı ile gerçekleştiriliyor.

Cemaate hizmet ediyorlar: Bu işlere karşı koyması gerekenler, sızdırılan bilgileri kullananlar da bilsinler ki bu yöntemle cemaate hizmet ediyorlar.

Bazı internet siteleri, basın ve medya hizmeti değil, cemaatin propagandasını yapıyorlar. Cemaatin plan ve programına uymayıp görevini yapan hâkim, savcı ve diğer görevlilere yönelik saldırılar cemaatin talimatı ve planı gereği yürütülüyor.

Emniyet’i cemaat sarmış: Büyük illerin emniyet müdürleri ve valileri bilsinler ki emirlerindeki polisin bir kısmı kendilerini değil, cemaat imamını amir olarak kabul ediyor, hatta etrafları cemaat mensubu müdür ve amirlerce sarılmış durumdadır. Gerçeği göremiyorlar.

Bu durumun farkındalar ve kısmen biliyorlar ama bilmiyor gibi davranıyorlar. Bazı operasyonları kendileri değil, cemaat yanlısı polislerle cemaat yanlısı savcılar cemaat imamlarının talimatı ile yürütüyorlar, bunu artık biliyoruz.

Cemaatin propaganda araçları: Bugün bilinen gazete, televizyon ve dergiler haricinde Aktifhaber, Derindüşünce, Roothaber, Habertime, Habervaktim, Sonsayfa, recepa.blogspot gibi onlarca internet sitesi cemaat mensuplarınca kurulmuştur. Sanki birbirinden ayrı kaynaklarmış gibi gözüken şeyler aslında tek bir kaynaktan yönlendirilmekte, hatta zamanla resmi bilgiye dönüşmektedir. Cumhuriyet